Engelli Büyükbabasını Baloya Getirdi Diye Dalga Geçtiler… Ama Dedesi Mikrofonu Alınca Salon Donup Kaldı

Ben henüz bir yaşındayken hayatım tamamen değişti. O gece çıkan ev yangınında annemi ve babamı kaybettim. Alevler evimizi yutarken herkes dışarı çıkmayı başarmıştı ama ben içeride kalmıştım. O anda herkesin korkudan donup kaldığı bir anda dedem geri koştu. Dumanın ve alevlerin arasından beni bulup kucağına aldı ve dışarı taşıdı.

O geceden sonra hayatımda sadece iki kişi vardı: dedem ve ben.

Dedem o zamanlar altmışlı yaşlarının sonlarındaydı. Yaşı ilerlemişti ama bana bir an bile yalnız hissettirmedi. Sabahları erken kalkıp kahvaltımı hazırlar, okul çantamı kontrol eder, saçlarımı özenle örerdi. Okuldaki hiçbir etkinliğimi kaçırmazdı. Diğer kızların babaları tribünde dururken benim yanımda saçları beyaz, yüzü kırışık ama gözleri gururla parlayan dedem olurdu.

Akşamları bazen eski plaklarını açardı. Sonra salonun ortasındaki halıyı kenara çeker ve bana gülümseyerek elini uzatırdı.

“Gel bakalım,” derdi. “Bir gün mezuniyet gecen olacak. O gece en yakışıklı partner ben olacağım.”

O zamanlar bunun sadece bir şaka olduğunu düşünürdüm. Ama onunla dans ederken içimde garip bir mutluluk olurdu.

Yıllar böyle geçti.

Ta ki üç yıl önceye kadar.

Bir sabah kahvaltı hazırlarken dedem bir anda yere yığıldı. Hastaneye yetiştirdik ama doktorların söylediği şey ağırdı: felç geçirmişti. Vücudunun sağ tarafı artık eskisi gibi çalışmıyordu.

Doktorlardan biri sessizce şöyle demişti:

“Yürümesi çok zor… hatta neredeyse imkânsız.”

O günden sonra dedem tekerlekli sandalye kullanmaya başladı.

Ama bildiğim bir şey vardı. O hâlâ aynı dedeydi. Aynı güçlü kalbe sahip, aynı şefkatli insan.

Benim için hâlâ her sabah “günaydın” demeyi unutmazdı. Hâlâ derslerimi sorar, hayallerimi dinlerdi.

Son sınıfa geldiğimde okulda herkes mezuniyet balosundan bahsetmeye başlamıştı. Kimin kiminle gideceği, ne giyileceği, kimlerin dans edeceği…

Bir akşam dedemin yanında otururken bir anda aklıma yıllar önce söylediği o söz geldi.

“Mezuniyet gecende partnerin ben olacağım.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

“Dede,” dedim. “Benimle baloya gelir misin?”

Önce sustu. Sonra hafifçe gülümsedi ama başını salladı.

“Olmaz kızım,” dedi. “Seni utandırmak istemem.”

Ben de ona çocukken bana öğrettiği bir şeyi hatırlattım.

“Sen bana hep şunu söylerdin: Aile birbirini asla yalnız bırakmaz.

Dedem uzun süre konuşmadı.

Sonra gözleri dolu dolu oldu.

“Peki,” dedi. “O zaman gideriz.”

Ve o akşam geldi.

Dedem eski lacivert takımını giydi. Kravatını bağlarken elleri biraz titriyordu ama yüzünde gururlu bir ifade vardı. Ben de mezuniyet elbisemi giydim.

Okulun spor salonuna girdiğimizde birçok kişi bizi görünce alkışladı. O an içimde sıcak bir gurur yükseldi.

Ama herkes aynı şekilde düşünmüyordu.

Okulun en kibirli kızlarından biri olan Seda, arkadaşlarıyla birlikte bize doğru geldi. Yıllardır her konuda benimle yarışırdı. Bizi görünce dudaklarını büktü.

Tekerlekli sandalyedeki dedeme baktı ve alaycı bir kahkaha attı devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar