Dosyada, şehrin en prestijli semtlerinden birindeki bir malikanenin tapusu, adıma devredilmiş yüklü bir hisse senedi portföyü ve eski bir günlük vardı. Günlüğün arasından düşen mektubu okumaya başladığımda gözyaşlarımı tutamadım:
"Evlat, hayat bana her şeyi verdi ama en sonunda hepsini geri aldı. İhanete uğradığımda ve ailemi kaybettiğimde, insanlığın sadece bir maske olduğuna inandım. Kendimi bu parka, bu banka mahkûm ettim. On yıl boyunca binlerce insan geçti yanımdan; kimi tiksindi, kimi acıdı, kimi beni görmezden geldi. Sadece sen... Sen beni bir 'yoksul' olarak değil, bir 'insan' olarak gördün. O sefertasından paylaştığın her lokma, sadece karnımı doyurmadı; donmuş kalbimi eritti. Bana, karşılık beklemeden iyilik yapabilen bir ruhun hâlâ var olduğunu kanıtladın. Şimdi ben asıl evime, huzura gidiyorum. Bu emanetler zaten benimdi, şimdi ise hak edenindir. Aileni koru, çocuklarını senin gibi yetiştir."
O günden sonra hayatımız kökten değişti. Ama bu değişim sadece maddi bir zenginlik değildi. Maddiyatın getirdiği o büyük güçle ilk işimiz, İshak Bey’in anısına şehirdeki kimsesizler ve evsizler için modern bir aşevi ve barınak kurmak oldu. Artık bizim de bir "sefertasımız" vardı ama bu sefer binlerce kişiye yetecek kadar büyüktü.
Eski mahallemizden taşınırken son kez o parka uğradım. O boş banka baktığımda, aslında İshak Bey'in bana bıraktığı en büyük mirasın o siyah çantadaki paralar olmadığını anladım. Bana bıraktığı gerçek miras; bir insanın hayatına dokunmanın, görünmeyeni görmenin ve saf bir merhametin dünyayı nasıl değiştirebileceğine dair sarsılmaz bir inançtı.
Yıllar geçti, çocuklarımız büyüdü. Biz hâlâ her sabah o bankın önünden geçerken yavaşlarız. Çünkü biliyoruz ki, bazen bir mucize bir mucize olarak gelmez; bir sefertasındaki sıcak çorbanın kokusunda, hiç tanımadığınız birinin sessiz duasında gizlidir. Hayatımızı baştan yazan şey o siyah çanta değil, o çantanın açılmasına vesile olan kalbimizdeki o küçük merhamet kıvılcımıydı. Sonunda anladım ki; insan, paylaştığı kadar zengin, sevebildiği kadar insandır.