Önümüzdeki aydan itibaren bize her ay 15 bin dolar yatıracaksın Elif. Suratını da asma, çünkü oğlumun eşi olmanın bedeli budur.”
Kayınvalidesi Nermin Hanım, bu sözleri pazar akşamı aile yemeğinde son derece sakin bir şekilde söyledi. Sanki Elif’in kazancı kendi bütçelerinin doğal bir parçasıymış gibi konuşuyordu. İstanbul’daki evlerinde hazırlanan sofrada herkes rahattı. Kayınpeder Hasan Bey, sağlık sorunlarından bahsediyor, kayınbirader Mert yeni açmayı düşündüğü elektronik mağazasının hayalini kuruyor, gelini Zeynep ise Elif’in birkaç ay önce aldığı pahalı çantasını gururla sergiliyordu. Eşi Murat ise telefonundan başını bile kaldırmıyordu.
Otuz beş yaşındaki Elif, büyük bir sağlık şirketinde finans yöneticisi olarak çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında başarılı bir kariyeri, düzenli bir hayatı ve eğitimli bir eşi vardı. Kimse, beş yıldır her ay kayınvalidesinin ailesine düzenli para gönderdiğini bilmiyordu. Bunun yanında kayınpederinin tedavi masraflarını, faturalarını, Murat’ın araç giderlerini ve Mert’in bitmek bilmeyen “acil ihtiyaçlarını” da karşılıyordu. Sonradan anlaşıldığı üzere bu ihtiyaçların çoğu pahalı ayakkabılar, lüks yemekler ve kişisel harcamalardan ibaretti.
Kesinlikle tüketmeyin peynir markasında bakteri
Yaşlandıkça elimizdeki en göze çarpan
Üvey babam, dört yaşındayken