Karakoldaki İtirafın Ardındaki Korku
Küçük kızın söyledikleri ilk duyulduğunda herkesin aklına en kötü ihtimaller geldi. Ancak memurun sakinliği, panik yerine doğru adımları atmayı sağladı. Öncelik çocukla güvenli bir bağ kurmaktı: çocuğun “Ben öldürdüm” ifadesi, onun yetişkin duygularını olduğu gibi anlayamadığını, yaşının el verdiğince dramatize ettiğini gösteriyordu.
Soruşturma kısa ve hassas biçimde yürütüldü: karakola çağrılan sağlık ekipleri çocuğun kardeşini muayene etti. Muayene bulguları ağır yaralanma veya hayati tehlike belirtisi göstermedi; bacağındaki morluk, düşme veya çarpma sonucu oluşmuş görece yüzeysel bir darbe iziyordu. Böylece memurun ilk sakinleştirici ifadesi doğrulanmış oldu: “Morluklar ölme nedenleri değildir,” ve tıbbi değerlendirme paniği yatıştırdı.
Neden Bu Kadar Korktu?
Çocuğun “ölüm” söylemi, aslında suçluluk ve korkunun tercümanıydı. Küçük yaşlarda çocuklar, gördükleri bir şeyi yanlış yorumlayabilir; özellikle televizyon, hikâye veya yetişkinlerin tepkileri onları güçlü şekilde etkileyebilir. Ayrıca aile içindeki gerilim, uykusuzluk, sevginin kesilmesi ya da sert tepki görme korkusu, çocuğun davranışlarını abartmasına yol açar. Aileyle yapılan görüşmede ortaya çıkanlar şunlardı:
Çocuğun günlerdir yüksek düzeyde korku ve ağlama içinde olması,
Ebeveynlerin çaresizlik ve utanma duygusuyla profesyonel destek aramaması,
Küçük kızın olay anını abartarak ve dramatize ederek anlatması.
Uzmanlar, çocukların empati ve mantık gelişiminin sınırlı olduğunu; bu yüzden olayları büyütüp “her şeyi ben yaptım” biçiminde yüklenebildiklerini vurgular.
Polisin Tutumu ve Devletin Rolü
Memurun sakin, nazik ve koruyucu yaklaşımı, olayın seyrini değiştirdi. Öncelikle çocuğa güven verildi, ardından tıbbi kontrol sağlandı. Adli işlemler için gereken adımlar, çocuğun yaşını gözeten çocuk koruma prosedürleri çerçevesinde yürütüldü:
Kardeşin sağlık raporu alındı ve olayın kriminal niteliği hemen ortadan kalktı.
Aileye, durumun ciddiyeti ile ilgili değil ama hassasiyeti ile ilgili bilgiler verildi; suç suçtur ama bu durumda öncelik çocuğun ruhsal sağlığıydı.
Aileye, çocuk psikolojisi alanında destek alması, ailenin iletişim biçimlerini gözden geçirmesi önerildi. Polis, gerektiğinde sosyal hizmetlerle koordinasyon sağladı.
Önemli: Bu süreçte amaç cezalandırmak değil, çocuğu korumak ve ailenin yeniden güven tesis etmesini sağlamaktı.
Ailenin Yolculuğu: Suçlama Yerine Destek
Karakoldan çıkış sonrası ailenin aldığı yönlendirmeler hayatiydi. Psikolojik destek, çocuğa uygun anlatım teknikleri ve ebeveyn eğitimi devreye sokuldu. Aşağıdaki adımlar uygulandı:
Çocuğa olayın gerçek yüzünün uygun bir dille anlatılması; “kardeşin iyi” mesajının pekiştirilmesi.
Ailenin, çocuğun korkuları ve suçluluk duyguları konusunda açık konuşması; cezalandırma yerine açıklama ve sarılma yöntemi.
Gerekirse aile içi stres faktörlerinin (iş, ekonomik sıkıntı, iletişim kopukluğu) azaltılması için sosyal destek.
Sonuçta kardeş iyileşti, aile paniğin yerini rahatlamaya bıraktı ve küçük kızın ağlamaları zamanla azaldı. Uzman takibinde çocuğun korku ve suçluluk algısı düzeldi.
Toplumsal Mesaj ve Dersler
Bu olay bize birkaç önemli ders veriyor:
Çocukların itirafları ciddiye alınmalı ama panikle değil, uzman bir yaklaşımla karşılanmalı.
Polisin ve sağlık ekiplerinin şefkatli, doğru müdahalesi krizleri çözer.
Çocuklar, suçluluk duygusunu abartarak ifade edebilir; yetişkinlerin görevi anlamak ve açıklamak olmalıdır.
Aile içi iletişim, utanma ya da suçlama yerine destekleyici olmalı; gerekirse profesyonel yardım alınmalıdır.