Bir gün Nasreddin Hoca, pazara gitmek için eşeğine binmiş. Heybesine birkaç parça ekmek, biraz peynir ve bir de küçük testi su koymuş. Köyün çıkışında komşusu Mehmet karşısına çıkmış.
“Hocam, nereye böyle?” diye sormuş.
Hoca gülümsemiş. “Pazara gidiyorum. Belki eşeğime yeni bir semer alırım.”
Mehmet, eşeğe bakıp kahkaha atmış.Hayvan taşıma
“Hocam, senin eşeğin o kadar tembel ki yeni semer alsan ne olacak? Geçen gün tarlanın ortasında durmuş, bir adım bile atmamış!”
Hoca sakince cevap vermiş:
“Senin de dilin çok çalışıyor Mehmet. Keşke birazını aklına harcasaydın!”
Mehmet bu cevaba bozulmuş ama susmuş. Hoca yoluna devam etmiş. Bir süre sonra dar bir köprüye gelmişler. Köprünün ortasında eşek durmuş, ilerlememiş. Hoca sağından çekmiş, solundan itmiş, kulağına güzel sözler söylemiş ama eşek yerinden kıpırdamamış.
Tam o sırada köprüden geçen bir tüccar durmuş.
“Hocam, bu eşek neden yürümüyor?” diye sormuş.
Hoca iç çekmiş.
“Evladım, bu eşek çok düşüncelidir. Her adımını atmadan önce sonuçlarını hesaplar.”
Tüccar gülmüş.
“Peki, ne düşünüyor olabilir?”
Hoca eşeğin kulağına eğilmiş, sonra ciddi bir yüzle tüccara dönmüş:
“Az önce bana, ‘Hocam, bu köprü benim ağırlığımı taşır mı, yoksa senin bütün borçlarını da mı taşıyacak?’ diye sordu!”
Tüccar kahkahaya boğulmuş. Eşek ise sanki hiçbir şey olmamış gibi başını sallamış.Hayvan taşıma
Sonunda Hoca heybeden bir havuç çıkarmış ve eşeğin önünde tutmuş. Eşek havucu görür görmez yürümeye başlamış. Köprüyü geçmiş, hatta biraz daha hızlı gitmiş.
Tüccar şaşkınlıkla sormuş:
“Hocam, hani eşeğin her adımını düşünüyordu? Havuç görünce bütün hesapları unuttu!”
Hoca havucun kalanını cebine koymuş ve gülümsemiş:
“İnsanlar da böyledir evladım. Kimi akılla, kimi parayla, kimi de bir tabak yemekle ikna olur. Yeter ki neye değer verdiklerini iyi bil!”
Tüccar başını sallamış.
“Peki hocam, senin eşeğin en çok neye değer verir?”
Hoca hiç düşünmeden cevap vermiş:
“Benden daha iyi bir sahibinin çıkmasına!”
Bunu duyan eşek bir kez anırmış. Hoca da arkasına bakıp eklemiş:
“Sus bakalım! Seninle ilgili şakayı ben yaparım, sen bana yapamazsın!”
Köydekiler bu olayı günlerce konuşmuş. Mehmet bile Hoca’yı görünce artık laf atmaya cesaret edememiş. Nasreddin Hoca ise her zamanki gibi eşeğine binip köy meydanından geçmiş.
Çünkü Hoca’ya göre hayatta en büyük hüner, herkesi susturmak değil, insanları güldürürken kendine de gülebilmekmiş.