19 Yaşında Anne Oldum… 18 Yıl Sonra Geçmiş Kapımı Çaldı..

On dokuz yaşındayken ikiz oğullarımı dünyaya getirdim. Diğer kızlar üniversite sınavını, mezuniyet balosunu ve gelecek planlarını konuşurken ben sabah bulantımı öğretmenlerden saklamaya çalışıyor, akşamları ise bebek bezinin parasını nasıl denkleştireceğimi düşünüyordum.

Babaları Emre’ydi. Lisedeki en yakışıklı çocuktu. Basketbol takımının yıldızıydı ve herkes onu tanırdı. Bana sürekli beni sevdiğini söylerdi. Gelecek hayallerimiz olduğunu anlatırdı.

Hamile olduğumu öğrendiğimde dünyam başıma yıkılmıştı. Ama yine de ona söyledim.

Hiç tereddüt etmedi.

“Bunu birlikte hallederiz,” demişti. “Seni seviyorum. Biz bir aileyiz. Yanındayım. Hep yanında olacağım.”

O sözlere inanmıştım.

Ama ertesi sabah ortadan kayboldu.

Ne bir mesaj, ne bir telefon, ne de bir açıklama.

Sanki hiç var olmamış gibiydi.

O günden sonra oğullarım Eren ve Kerem’i tek başıma büyüttüm. Hayat kolay değildi. Bir yandan okulu bitirmeye çalıştım, sonra iş buldum. Kirayı, faturaları ve çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bulabildiğim her yarı zamanlı işte çalıştım.

Bazen gece yarılarına kadar temizlik yaptım. Bazen hafta sonları kafede çalıştım.

Ama hiçbir zaman pes etmedim.

Çünkü eve her döndüğümde iki küçük yüz bana bakıyordu.

Onlar benim sebebimdi.

Yıllar geçti. Zorluklar bizi kırmak yerine güçlendirdi. Eren ve Kerem çalışkan çocuklar oldu. Derslerinde başarılıydılar ve hayalleri vardı.

Bu yıl ikisi de on altı yaşına bastığında prestijli bir üniversitenin hazırlık niteliğindeki akademik programına kabul edildiler.

O gün gözlerim dolmuştu.

Tüm o zorlu yıllar sanki bir anlam kazanmıştı.

Ama bir Salı günü her şey değişti.

İşten eve geldiğimde ev alışılmadık derecede sessizdi. Salona girdiğimde Eren ve Kerem koltukta yan yana oturuyordu. İkisi de solgundu, yüzleri gergindi.

“Ne oldu?” diye sordum.

Kerem başını kaldırdı. Sesi soğuktu.

“Anne… artık seni göremiyoruz.”

Sanki biri mideme sert bir yumruk atmıştı.

“Neden böyle söylüyorsun?” dedim.

Eren gözlerini kaçırdı.

“Bugün babamızla tanıştık.”

O an kalbim duracak gibi oldu.

“Bizi bulmuş,” diye devam etti. “Ve bize gerçeği anlattığını söyledi.”

“Hangi gerçek?” diye fısıldadım.

Kerem sert bir şekilde konuştu.

“Senin bizi ondan uzak tuttuğunu söyledi. Onu hayatımızdan senin çıkardığını söyledi.”

Bir an konuşamadım.

Yıllardır sakladığım acı, bir anda yeniden içimde yükseldi.

Eren sessizce ekledi.

“O bizim programın yöneticisiymiş. Soyadımızdan bizi fark etmiş.”

O an oda sanki dönmeye başladı.

Kerem devam etti.

“Bize dedi ki… eğer onun şartlarını kabul etmezsek programdan atılabiliriz. Hatta hiçbir üniversitenin bizi kabul etmemesini sağlayabileceğini söyledi.”

Boğazım düğümlendi devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar