20 yıl sonra terkedilmiş hurdalıkta şok gerçek çıktı

Kayıp Kadın ve 20 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Sır

Bölüm 1: Kaybolan Kadın, Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında

2001 yılının soğuk bir Ekim günü, Kayseri’nin dar ve kasvetli sokaklarında bir kadının kaybolması, şehri ve onu tanıyan herkesi derinden etkiledi. Gülsüm Demirtaş, 43 yaşında, hayatta kalmaya çalışan bir kadındı. Eşini yıllar önce kaybetmiş ve iki çocuğuna bakabilmek için taksicilik yapıyordu. Bir sabah, 9 yaşındaki oğlu Yusuf’u okula bıraktıktan sonra sırra kadem basmıştı. Sarı renkli taksisi, terkedilmiş bir sokakta boş halde bulundu ama Gülsüm’den hiçbir iz yoktu.

Kayseri’nin havası o günden sonra ağırlaştı. İlk başta dedikodular çoğaldı. “Çocuklarını terk etti,” diyenler oldu. “Borçlarını ödeyemedi, kaçtı,” diyenler oldu. Ama hiçbir şey net değildi. Gülsüm’ün kayboluşunun ardındaki gerçek, kimseyi tahmin edemediği kadar korkutucu ve karanlık olacaktı.

Yusuf ve Elif, yıllarca birbirlerinden uzak büyüdüler. Ailelerinden ve mahallelerinden uzak, hayata karşı yaralı, savunmasız bir şekilde… Zaman, nehrin akışı gibi geçti. Ama kaybolan kadının ardında bıraktığı sır, zamanla daha büyük bir gizemi ortaya çıkaracaktı.








Bölüm 2: 20 Yıl Sonra, Hurdalıkta Bulunan Taksi ve Günlük

Yıllar geçtikçe kaybolan kadının hikayesi unutulmuştu. Ancak 2021 yılının rüzgarlı bir sonbahar gününde, Kayseri’nin eski sanayi bölgesinde yıkılmaya yüz tutmuş bir hurdalıkta paslanmış bir taksi bulundu. Bu taksi, tüm hayatları değiştirecek bir yolculuğun başlangıcını simgeliyordu. Taksi, sadece bir taksi değildi; içinde bir kadının kaybolmuş hayatının izlerini taşıyordu. Ve içindeki mavi kapaklı günlük, kaybolan kadının son günlerinde yazdığı notları içeriyordu.


Mehmet, hurdalıkta çalışan bir tamirci, taksiyi bulduğunda içerideki defteri fark etti. Günlüğün kapağındaki kurutulmuş kara hindiba çiçeği, bir zamanlar Gülsüm’ün sırrını sakladığını gösteriyordu. Defterin ilk sayfasında, Gülsüm’ün kaybolduğunda yazdığı şu satırlar vardı: “Eğer bunu okuyorsan, bana bir şey oldu demektir.” O an, 20 yıl süren sessizlik ve karanlık, bir anda ışığa çıkıyordu.

Mehmet, kaybolan kadının yazdığı sözlere odaklanarak, “Eğer birisi bu defteri bulursa, gerçeği öğrenmeli” diyerek, defteri sakladı. Ancak kararsızdı; polise mi gitmeliydi yoksa kaybolan kadının kayboluşunun ardındaki sırrı keşfetmeye mi devam etmeliydi?

Bölüm 3: Gülsüm’ün Hikayesi ve Gerçekler Ortaya Çıkarken

Mehmet, defteri alıp kaybolan kadının çocukları Yusuf ve Elif’i bulmaya karar verdi. Onlara annelerinin kaybolduğu günden sonra yaşadıkları travmayı anlama fırsatını vermek istiyordu. Yusuf, 20 yıl sonra annesinin kayboluşunun ve ailesinin yokluğunun acısıyla yaşarken, Gülsüm’ün günlüğüyle, geçmişi ve kayboluşu arasında bağ kurmaya çalıştı.

Yusuf ve Elif, yıllar sonra gerçekleri öğrenmeye başladılar. Elif, annesinin kaybolduğu gün yazdığı günlüğü okuduğunda, “Annem bizi terk etmedi, o gizli bir sırrı öğrenmeye çalıştı,” diye düşündü. Her şey, bir çiçekle başlayacak, ama karanlık bir sırla bitmeyecek miydi? Bu yolculuk, kaybolmuş bir kadının ardında bıraktığı izleri takip etmekti.

Bölüm 4: Hurdalıkta Bulunan Gerçek ve Yıkıcı Sırlar

Bir gün, Yusuf ve Elif, annelerinin taksisini buldukları hurdalıkta ortaya çıkan bir başka şok edici gerçeği öğrendiler. Gülsüm, sadece taksi taşımakla kalmamış, aynı zamanda kaybolmuş bebeklerin hayatlarını kurtarmak için de gizli bir görevdeydi. Bu bebekler, devletin özel hastanelerindeki yasa dışı deneylerde kullanılıyordu.



Yusuf, annesinin kaybolmasının bir tesadüf olmadığını anlamıştı. O, bir aileyi kurtarmak için hayatını riske atmıştı. Gülsüm’ün verdiği mücadele, tüm aileyi büyülemişti. Bu mücadeleyi anlatacak bir kitap yazılmalıydı. Ama önce, gerçekleri ortaya çıkarmak için, Gülsüm’ün yaşadığı yerlerdeki sırları çözmeliydiler.
Reklamlar