35 yaşındayım ve uzun zamandır ilk kez gerçek aşkı bulduğuma inanmıştım.
Baran hayatı oturmuş bir adamdı. İyi bir işi, kendi evi, sakin ama sağlam bir özgüveni vardı. Ne bağımsız olmamdan ne de kariyerimi sevmemden rahatsız olurdu. Aksine, beni ben olduğum için severdi. Onun yanında kendimi güvende hissediyordum. Evde gibi.
Beni şık bir restorana götürdüğünde, herkesin önünde diz çöküp yüzüğü uzattığında hiç düşünmeden “evet” dedim. Yüzümdeki gülümseme yanaklarımı ağrıttı.
Düğünden önce birlikte yaşamaya karar verdik. Bana göre bu, ilişkimizin doğal bir sonraki adımıydı.
Ailesiyle erken tanışmıştım. İlişkimizin başlarında… Hepsi normal, sıcak insanlardı. Annesi Feride biraz fazla sarılırdı ama bunu duygusallığına vermiştim.
Taşınma günü geldiğinde mutluydum. Son kutular da eve girdiğinde, artık burası bizim evimizdi.
Baran arabayı garaja çekerken mutfağa yöneldim.
Ve Feride’yi orada gördüm.
Şaşırdım. Gelmesini beklemiyordum. Ama yüzü ifadesizdi. Gülümsemedi. Sessizce yanıma geldi, elime kapalı bir zarf tutuşturdu.
Sesini alçaltarak, neredeyse fısıldayarak konuştu:
“Eşyalarını açmadan önce bunu oku.
Oğluma sakın söyleme.”
Ne olduğunu soramadan arkasını dönüp gitti.
Olduğum yerde kaldım. Zarf elimde titriyordu. İçime kötü bir his çöktü.
Hiç düşünmeden açtım.
Ve okuduğum ilk satırda, Baran’la ilgili bildiğimi sandığım her şeyin bir yalan olabileceğini fark ettim.
O an, hayatımın en büyük hatasını yapmış olabileceğim gerçeğiyle yüzleştim.
Zarfın içinden tek bir sayfa çıktı. Sararmıştı, sanki yıllardır bir çekmecede saklanmış gibiydi. El yazısı titrek ama kararlıydı. Feride’nin yazısı olduğunu hemen anladım.
“Bunu okuduktan sonra hâlâ kalmak istersen, bu senin kararın olacak. Ama bilmeden evlenmeni istemedim.”
Boğazım düğümlendi.
Devamını okumadan önce Baran’ın garajdan gelen anahtar sesini duydum. Kalbim göğsüme sığmıyordu. Sayfayı hızla katlayıp cebime koydum. Kendime sonra okuyacağım dedim ama ellerim beni dinlemedi. Mutfak tezgâhına yaslandım ve okumaya devam ettim.
“Oğlum sana anlattığı kişi değil. Sana anlattığı geçmiş, gerçeğin sadece küçük bir kısmı.”
Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.
“On yıl önce evliydi. Bunu belki söylemiştir. Ama nasıl bittiğini söylemedi. Çünkü evliliği bitmedi…
Karısı kayboldu.”
Nefesim kesildi.
“Resmî kayıtlarda ‘kayıp’ olarak geçiyor. Ceset bulunmadı. Dosya kapandı. Ama ben o gece oğlumu eve geldiğinde gördüm. Ellerindeki çizikleri. Gömleğindeki kanı.”
Kulaklarım uğulduyordu. Ev bir anda daralmıştı.
“Polise gitmedim. Çünkü bir anneydim. Yanlış yaptım. Bunu her gün taşıyorum. Ama senin de aynı hatayı yapmanı istemedim.”
Gözlerim satırların üzerinde takılı kaldı.
“Baran kimseye bağlanmaz. Bağlandığında sahiplenir. Sahiplenince kontrol eder. Kontrol edemediğinde… kaybeder.”
Arkamda bir ses duydum devamı icin sonrki syfaya gecinz...
Büyükbabam, 57 yıl boyunca her cumartesi büyükanneme çiçek getirirdi. Ölümünden sonra ise bir yabancı, çiçeklerle birlikte her şeyi değiştirecek bir mektupla kapımıza geldi.
35 yaşındayım ve uzun zamandır ilk kez gerçek aşkı bulduğuma inanmıştım
Onu aramıyordum. Ama öğrencilerimden biri tatil röportajı ödevi için beni seçtiğinde, 40 yıldır beni aradığını öğrendim