52 Yıllık Evliliğim Bir Tavan Arası Kapısı Açılınca Bitti… İçeride Gördüğüm Şeyi Hâlâ Unutamıyorum

Ben Gürsel, 76 yaşındayım.
Hayatımın büyük kısmını aynı kadınla, Meral’le geçirdim. Tam 52 yıl. Üç çocuğumuz, yedi torunumuz vardı. Dışarıdan bakıldığında bizimkisi örnek bir aile gibi görünürdü. Küçük bir Anadolu kasabasında, ahşap merdivenleri gıcırdayan eski bir evde yaşardık.

Yıllar boyunca her şey sıradan, sakin ve güvenliydi.

Ama evimizin içinde hep garip bulduğum bir şey vardı: tavan arası.

Kapısı her zaman kilitliydi.
Ne zaman sorsam Meral aynı cevabı verirdi.

“Eski eşyalar Gürsel… Annemle babamdan kalan hurda şeyler.”

Evlilikte bazen insan bazı soruları sormaktan vazgeçer. Ben de vazgeçtim. Çünkü Meral’e güveniyordum. Onu tanıdığımı sanıyordum.

Meğer hiç tanımıyormuşum.

İki hafta önce Meral düştü. Banyoda ayağı kaydı ve kalçasını kırdı. Ameliyattan sonra doktorlar onu birkaç hafta fizik tedavi merkezine gönderdiler.

Evde ilk kez tek başımaydım.

İlk günler sessizlik tuhaf geldi. Meral olmadan ev boş bir kabuk gibiydi. Ama üçüncü gece, hayatımı değiştiren o sesi duydum.

Üst kattan gelen bir ses.

Önce önemsemedim. Eski evlerde ses olur. Tahtalar çalışır, rüzgâr uğuldar.

Ama bu ses farklıydı.

Sürünme sesi.

Yavaş… ağır… ritmik.

Sanki yerde bir şey çekiliyordu.

Bir süre koltukta donup kaldım. Kalbim göğsüme vuruyordu. Sonunda el fenerini aldım ve merdivenlere yöneldim.

Tavan arasının kapısına geldiğimde ses kesildi.

Kapının önünde uzun süre durdum. Elimi kapıya koydum. Soğuktu.

Meral’in anahtarlarını getirdim. Anahtarlıkta evdeki bütün kilitlerin anahtarları olurdu.

Tek tek denedim.

Hiçbiri uymadı.

İşte o an içimde garip bir korku büyüdü. Meral her şeyin anahtarını yanında taşırdı. Ama bu kapının anahtarı orada değildi.

Sanki o kapı… bana ait olmayan bir dünyaya açılıyordu.

Bir süre kapının önünde dinledim.

Sonra aşağı inip alet çantasını aldım.

“Saçmalıyorsun Gürsel,” dedim kendi kendime. “Belki bir hayvandır.”

Ama içimde başka bir ses vardı. O ses yıllardır bastırdığım merakı fısıldıyordu.

Tornavidayı kilide soktum ve zorladım.

Eski kilit birkaç dakika direndi.

Sonra çat diye kırıldı.

Kapıyı yavaşça ittim.

Kapı gıcırdayarak açıldı.

İlk hissettiğim şey koku oldu.

Ağır… eski… küf ve pas karışımı bir koku.

El fenerini kaldırdım.

Toz parçacıkları ışığın içinde dans ediyordu. Tavan arası sandıklarla doluydu. Eski dolaplar, kırık sandalyeler, sararmış perdeler…

Ama sesin geldiği yer arka taraftı.

Oraya doğru yürüdüm.

Ve sonra onu gördüm.

Duvara yaslanmış eski bir demir dolap.

Ama dolap açık değildi.

Kapısına kalın bir zincir sarılmıştı.

Kalbim hızlandı.

El fenerini biraz daha yaklaştırdım.

Dolabın yanında yere bırakılmış eski bir sandık vardı. Sandığın kapağı aralıktı devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar