58 yaşındayım.
Ve hayatımın en büyük gerçeğini, en büyük yalanın içinden öğrendim.
Her şey 26 yaşındayken başladı.
Kocam Murat, lodoslu bir günde garajın çatısındaki gevşemiş oluğu tamir etmeye çalışırken merdivenden düştü. O an hayatımızın ikiye ayrıldığını bilmiyordum: düşmeden önce ve düştükten sonra.
Doktorlar omur kırığı ve sinir hasarı dedi. “Kronik ağrı” kelimesini ilk kez o gün duydum. Uzun bir iyileşme süreci olacaktı. Belki de hiç tam düzelmeyecekti.
İlk aylarda gerçekten çaresizdi. Yürümekte zorlanıyor, ayakta birkaç dakikadan fazla duramıyordu. Fizik tedavi seansları, ilaçlar, hastane koridorları… Hayatımız bir hasta dosyasına dönüştü.
Ben güçlü olan taraftım. Çalışma saatlerimi azalttım. SGK işlemlerini, rapor sürelerini, ilaç saatlerini ezberledim. Geceleri ağrıyla uyandığında yanında ben vardım. Kendini yetersiz hissettiğinde ona hâlâ güçlü olduğunu ben söyledim.
Yıllar geçti. Durumu “idare edilebilir” bir hâle geldi. Baston kullanıyordu. Bazen tekerlekli sandalyeye geçiyordu. Eve merdiven asansörü taktırdık. Tatillerimizi iptal ettik. Çocuk yapmayı erteledik, sonra tamamen vazgeçtik. Sürekli ağrısı olan bir evde bir bebeğin büyümesi bana acımasızlık gibi gelmişti.
Arkadaşlarım bana fedakâr dedi. Ailem gurur duydu. Ben ise sadece eşime sahip çıktığımı düşündüm.
Hayatımı onun sınırlarına göre kurdum. Sinemaya gitmedim çünkü koltuklar rahatsızdı. Uzun yürüyüşler yapmadım çünkü o yorulurdu. Akraba düğünlerine katılmadık çünkü kalabalık onu strese sokardı. Bayram ziyaretlerini kısa tuttuk. Hayatım yavaşladı, küçüldü, daraldı.
Ve ben bunu sevgi sandım.
Geçen Perşembe, iş yerinde bir iptal oldu. Normalde altıdan önce eve dönmem ama o gün saat üçte kapıyı açtım. Ona sürpriz yapacağımı düşündüm.
Ev sessizdi.
“ MURAT?” diye seslenmedim. Yukarıdan bir ses geliyordu.
Adım sesleri.
Ama bu ses tanıdık değildi. Bastonunun tıkırtısı yoktu. Dengesiz, temkinli adımlar yoktu.
Bu, normal bir yürüyüştü.
Kalbim hızlandı. Sessizce koridordaki vestiyerin arkasına geçtim. Nefesimi tuttum.
Ve merdivenlerden inen adamı gördüm.
Kocam.
Dimdik.
Bastonsuz.
Korkuluğa tutunmadan.
Merdiven asansörünü kullanmadan.
Adımları sağlam, dengeli ve… rahattı.
Yüzünde yıllardır görmediğim bir ifade vardı. Hafif, özgür bir gülümseme.
Arkasından bir kadın indi.
Onu tanıdım.
Esra.
Fizik tedavi merkezindeki terapistlerden biri. Yıllardır evimize gelip egzersiz yaptıran, “çok ilerleme var ama ağrılar kalıcı” diyen kadın İkisi mutfağa geçti. Ben hâlâ saklanıyordum devamı icin sonrki syfaya gecinz...
Üvey babam, annem ben dört yaşındayken
Hızla ülkemize geliyor!
Hayatını Kaybettiği Söyleniyor