Alo Emre Çabuk Gel

Emre, Ayşe’nin aramasını bir kez daha gördüğünde artık kaçamayacağını anladı. İçinde yükselen huzursuzluk, iş toplantılarından ve bahanelerden daha güçlüydü. Ceketini aldı, kimseye açıklama yapmadan ofisten çıktı. Araba kullanırken elleri direksiyonda titriyordu. “Keşke sabah hemen gitseydim…” düşüncesi zihninden çıkmıyordu.

Apartmanın önüne geldiğinde ambulansı gördü. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Merdivenleri koşarak çıktı. Kapı açıktı. İçeride iki sağlık görevlisi sessizce konuşuyordu. Fatma yatağın yanında oturuyordu. Mehmet, duvara dönük, hareketsiz yatıyordu.

Emre birkaç adım atıp babasının yüzüne baktı. Sanki birazdan uyanacak gibiydi. Elini tuttu. Soğuktu.

— Baba… — diye fısıldadı. — Affet beni.

Fatma başını yavaşça kaldırdı. Gözleri doluydu ama içinde sitem yoktu. Yalnızca derin bir yorgunluk vardı.

Kısa süre sonra Ayşe de geldi. Saçları aceleyle toplanmış, yüzündeki makyaj akmıştı. Babasını o halde görünce sessizce ağlamaya başladı. Zeynep Hollanda’dan arayıp ilk uçakla geleceğini söyledi.

Reklamlar