O gün Elif markete çıktığında annemi aile hekimimiz Dr. Hüseyin’e götürdüm. Sadece rutin kontrol dedim. Annem camdan dışarı bakıyor, sanki geri götürülecek diye korkuyordu.
Doktor onu muayene etti. Morlukların fotoğraflarını çekti. Sakin bir sesle ne olduğunu sordu. Annem her zamanki cevapları verdi: “çarptım”, “düştüm”, “hatırlamıyorum”.
Sonra doktor elini tuttu:
—Fatma Hanım, burada kimse size kızmayacak. Güvendesiniz.
Annem çöktü.
Her şeyi anlattı.
Bitirdiğinde doktor telefonu kaldırdı:
—Hemen sosyal hizmetleri ve polisi arıyorum.
O anda artık geri dönüş olmadığını anladım.
Ama Elif’in, videoları görünce ne söyleyeceğini duymak gerekiyordu.
BÖLÜM 3
Polis önce sağlık merkezine geldi. Videoları ve raporu izledikten sonra bizi eve kadar götürdüler. Annem o sırada belediyenin sosyal hizmet görevlisiyle kalıyordu. Titriyordu ama ilk kez korkudan büzülmemişti.
Eve girdiğimizde Elif salonda çamaşır katlıyordu. Hiçbir şey olmamış gibi başını kaldırdı ve gülümsedi.
—Ne oldu? Polis niye geldi?
Memur, yaşlıya yönelik şiddet şüphesiyle şikâyet olduğunu söyledi. Elif bana baktı.
—Bunu sen mi yaptın? Bir yaşlı kadın için mi?
Bu cümle evliliğimizin sonu oldu.
Önce inkâr etti. Annemin uydurduğunu, demansın hayal gördürdüğünü, kızımın beni doldurduğunu söyledi. Ama polis videonun bir kısmını açtığında yüzü bembeyaz oldu. Ekranda annemin kolunu sıktığı an görünüyordu.
Artık konuşmadı.
O gün götürüldü. Onu kelepçeli görmek içimi acıttı. Ama annemin her gece sessizce ağladığını düşünmek daha da ağırdı.
Süreç uzun ve yıpratıcı geçti. Elif videoların “özel hayat ihlali” olduğunu iddia etti. Avukatı annemi “şaşkın yaşlı kadın”, beni “öfkeli eş” gibi göstermeye çalıştı. Ama görüntüler, doktor raporları ve annemin ifadesi her şeyi değiştirdi.
Mahkeme koruma kararı verdi. Elif bize yaklaşamaz hale geldi. Bir süre sonra aile içi şiddet ve yaralama suçundan ceza aldı. İstediğim ceza bu değildi belki ama özgürlüğünü, evliliğimizi ve saygınlığını kaybetti. Boşanma davasını ilk duruşmadan sonra açtım.
Kızım Zeynep İzmir’den geldi. Anneannesine sarılıp ağladı. Annem onu tam hatırlamasa da saçını okşayıp “Önemli değil kızım, geldin ya” dedi.
Bir yıl annemle evde yaşadım. Yavaş yavaş yeniden gülmeye başladı. Ama hastalık ilerliyordu. Sonunda Ankara yolunda bir bakım merkezine yerleştirdik. Her gün ziyaret ediyorum. Bazen beni tanıyor, bazen “beyefendi” diyor. Ama artık korkmuyor. Kapı açıldığında küçülmüyor.
Şimdi büyük ve sessiz bir evde yalnızım. Bazı geceler Elif’in boş sandalyesine bakıyorum. Her şeyin nerede bozulduğunu düşünüyorum. Belki oğlumun ölümü her şeyi çatlatmıştı. Belki de hep vardı, sadece saklıydı.
Ama şunu biliyorum: yaşlı istismarı çoğu zaman yabancıdan gelmez. Bazen aynı sofrayı paylaştığın insandır. Aynı yatakta uyuduğundur.
Eğer bir yaşlıda açıklanamayan morluklar, korku, kilo kaybı veya içe kapanma görürsen, görmezden gelme. Sor. Bak. Kaydet. Müdahale et.
Ben evliliğimi kaybettim. Ama annemi kurtardım.
Ve bir daha seçmem gerekseydi, yine hiçbir şeyi düşünmeden her şeyi yıkardım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.