Avukat Vasiyeti Açtı ve Gerçek Ortaya Çıktı

Türkiye’de son günlerde kulaktan kulağa yayılan, okuyanı dehşete düşüren bu olay, “bir cenazede neler olabilir?” sorusunu yeniden sordurdu. Hamile bir kadının şüpheli ölümü, cenazede yaşanan skandal ve vasiyetin açılmasıyla ortaya saçılan gerçekler, adeta bir film senaryosunu aratmıyor. Ancak bu kez her şey gerçekti.Benim adım **Emine Karaca**. O gün yaşananları anlatırken hâlâ ellerim titriyor. Çünkü hiçbir insan, kız kardeşinin tabutunun başında böyle bir utanca, böyle bir ihanete tanıklık etmemeli.Kız kardeşim **Lale**, hayat dolu, güler yüzlü bir kadındı. Üstelik yedi aylık hamileydi. İlk çocuğunu kucağına alacağı günü sayıyordu. Eşi Cem ile her evlilikte olduğu gibi sorunları vardı ama ölüm… asla aklımızdan geçmemişti. Ta ki o kara güne kadar.Cem’in anlattığına göre Lale, evin merdivenlerinden “düşmüştü”. Basit bir kazaydı. Ambulans gelmişti ama artık çok geçti. Doktorlar hem Lale’yi hem de karnındaki bebeği kurtaramamıştı. Hepimiz yıkılmıştık. Ama içimde, daha o ilk anda, tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.Cenaze günü geldiğinde, o huzursuzluk yerini öfkeye bıraktı.Camide kalabalık sessizce beklerken, bir uğultu yükseldi. Herkes başını kapıya çevirdi. Ve işte o an… Cem içeri girdi. Ama yalnız değildi. Kolunda, herkesin yabancı olduğu genç bir kadın vardı. Siyah elbisesi pahalı, makyajı kusursuzdu. Gözleri yerde değil, sanki etrafı süzüyordu.O an kalbim duracak sandım.Hamile eşinin cenazesine, metresiyle gelmişti.Annem bayılacak gibi oldu. Babam sinirden dişlerini sıktı. Ben ise olduğum yerde donup kaldım. Tabutun içinde yatan kız kardeşim Lale’ydi. Karnında doğamayan bir bebekle… Ve onun kocası, metresinin kolunda ayakta duruyordu.Cem’in yüzünde tek bir pişmanlık ifadesi yoktu. Sanki bu durumu normalleştirmişti. Hatta bazılarına göre, metresini özellikle getirmişti. Bir güç gösterisi gibiydi.Cenaze boyunca tek bir gözyaşı dökmedi. Ne tabuta yaklaştı ne dua etti. Sanki orada bulunması bir zorunluluktu ve bir an önce bitsin istiyordu.Asıl şok ise defin sonrası yaşandı.Cenazeden birkaç saat sonra, aileye bir haber ulaştı. Lale’nin avukatı arıyordu. Sesi ciddi ve netti:“Yarın vasiyet açılacak. Tüm aile bireylerinin hazır bulunması gerekiyor.”Vasiyet mi?Hepimiz şaşkındık. Lale’nin böyle bir şey yaptığından kimsenin haberi yoktu. Cem bile afallamıştı. Ama ertesi gün, avukatın ofisinde toplandık.Avukat dosyayı açtığında odada ölüm sessizliği vardı.Lale, ölümünden **iki ay önce**, gizlice bir vasiyet hazırlamıştı.Ve o vasiyet, her şeyi değiştirdi.Lale, evliliklerinde uzun süredir şiddet gördüğünü yazmıştı. Cem’in kendisini defalarca tehdit ettiğini, aldatıldığını bildiğini ama hamileliği nedeniyle susmak zorunda kaldığını belgelemişti. Üstelik sadece yazmakla kalmamıştı… Telefon kayıtları, mesajlar, ses kayıtları ve hatta gizlice çekilmiş fotoğraflar dosyadaydı.En çarpıcı bölüm ise şuydu:“Eğer başıma beklenmedik bir şey gelirse, bunun bir kaza olmadığı araştırılsın.”O an Cem’in yüzü bembeyaz oldu.Avukat devam etti. Lale, tüm mal varlığını ailesine bırakmış, Cem’i tek bir kalem bile mirasçı yapmamıştı. Ayrıca bebeğin babalığına dair şüphelerini ve Cem’in kendisini merdivenlerden itmekle tehdit ettiğini açıkça yazmıştı.O oda bir anda buz kesti.O günden sonra olay savcılığa taşındı. “Kaza” denilen ölüm yeniden soruşturulmaya başlandı. Cem hakkında ağır suçlamalar gündeme geldi. Metresi olduğu ortaya çıkan kadın ise sessizce ortadan kayboldu.Bugün hâlâ adaletin tam olarak yerini bulmasını bekliyoruz. Ama bildiğim tek bir şey var:Kız kardeşim Lale sustu sanıldı… Oysa gerçeği ölümünden sonra konuşturmuştu.Ve o cenazede yaşanan utanç, bir sır perdesinin aralanmasının sadece başlangıcıydı.
Reklamlar