“Baba,” dedi bana bakarak, “insan nereden geldiğini merak edebilir. Ama kime ait olduğunu kalbi bilir.”
O an yıllardır içimde taşıdığım görünmez yük hafifledi. Korkum, yerini huzura bıraktı. Elif beni seçmemişti belki. Ama ben onu seçmiştim. Ve her gün yeniden seçmeye devam etmiştim.
Gece ilerledikçe müzik yeniden yükseldi. İnsanlar sohbet etmeye başladı. Ama benim için zaman kısa bir anlığına durmuştu.
Pencerenin önünde durup salona baktım. Elif arkadaşlarıyla gülüyordu. Hayat doluydu. Güçlüydü. Kendi ayakları üzerinde duruyordu.
Ve anladım ki babalık, bir soyadı ya da bir imza değildi.
Babalık, kalmaya karar verdiğin o ilk gece başlıyordu.
Ben kalmıştım.
Ve o gece, ilk kez, bunun yeterli olduğunu hissettim.