Babamın sahibi olduğu lüks oteldeki galaya adım attığımda duyduğum ilk şey, üvey annem Sibel’in orkestranın sesini bıçak gibi kesen buz gibi emri oldu: “Güvenlik, bu kadını derhal dışarı çıkarın.” İkinci duyduğum şey ise babamın derin ve ezik sessizliğiydi.
Görkemli balo salonundaki iki yüz konuk, kristal avizelerin altında bir anda bana döndü. Burası, rahmetli annemin yıllar önce harap bir kıyı deposundan dönüştürerek inşa ettiği o ünlü İstanbul oteliydi. Elimde davetiyemle lacivert elbisemin içinde öylece kalakaldım. Sibel ise mükemmel gecesindeki tek pürüzü de temizlemiş olmanın gururuyla gülümsüyordu.
Babam Cihangir, gözlerini benden kaçırarak “Ceyda,” dedi. “Bu özel bir bağış etkinliği.”
“Yönetim kurulu listesindeyim,” dedim sakince.
Sibel hafifçe güldü. “Ailenin işlerini düzene sokmadan önce öyleydin.”
Annemin bana patronluğun yetki değil, sorumluluk olduğunu öğrettği bu koridorlarda büyümüştüm. Son altı aydır Sibel, babamın aklını çelerek benim dengesiz ve sorumsuz olduğumu söylüyordu. Önce beni yönetim toplantılarından, sonra vakıftan uzaklaştırmışlardı.
Vanda Kaybolan Rojin Kabaişin Otopsi Raporu
Ünlü sanatçı hayatını kaybetti
Bakın ne işe yarıyor