1. Bölüm — Giriş
Sabahın ilk ışıkları perdenin arasından sızarken mutfakta çaydanlıktan çıkan ses bütün apartmanı uyandırır gibiydi. Pencerenin dışındaki şehir hâlâ uyanmamış, sadece birkaç kamyonun ve kuşların sesi duyuluyordu. Ben tezgâhın başındaydım; elime aldığım ekmeği bıçakla ikiye böldüm, reçeli açtım. Odyometrenin hafif tıkırtısı gibi duyduğum ilk ses ise odadan yayılan: “Bir şey daha…” diye başlayan, bitmeyen bir talep zinciri. Eşim yataktan yeni kalkmıştı, saçları dağınıktı; gözleri uykulu ama sesi netti. “Bugün akşam yemeğini ben mi hazırlasam?”, “Çoraplarımı bulamadım,” “Biraz sıcak su alır mısın?” gibi küçük ricâlar birbirini takip ediyordu.
Başlarda bunlar sevgi göstermeleri gibiydi; benimsemesi kolay jestlerdi. Kahvaltı hazırlandığında elini tutuşumuzu, omzuna serdiğim örtüyü hatırlıyorum. Zamanla ise ricâların tonu değişmeye başladı: hep bir beklenti, sanki eksik kalan bir şeyin sürekli benden tamamlanması gerekiyordu. Bir gün yatağında derin bir sessizlikte gözlerine bakarken, o bekleyişin bende nasıl bir ağırlık bıraktığını düşündüm. Yeni bir istek daha geldi: “Bu hafta sonu ailemin yanına gitmek istiyorum. Sen de gelir misin?”.
Büyük Ölçekte Yaşandı
Yer Avcılar Rezalet
Emekli Zammı, Yasa Teklifi ve Sosyal Düzen