Beş yıllık evliliğim boyunca sevgimi kanıtlamanın yolunun mutfaktan geçtiğine inandım. Annemden gördüğüm gibi, bir erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiğini sanıyordum. Her akşam işten yorgun argın gelip saatlerce uğraşarak üç çeşit yemek hazırlıyordum. Ancak kocam Daniel, hazırladığım jülyenleri veya özenle pişirdiğim etleri tadarken başını telefondan kaldırmaz, sürekli bir kusur bulurdu. En çok canımı yakan ise her seferinde o cümleyi kurmasıydı: “Yemekhanedeki yemekler bile seninkinden daha lezzetli.”
Bir akşam, büyük bir hevesle hazırladığım domates soslu eti tattıktan sonra yüzünü buruşturup, “Çok ekşi olmuş, yenmez bu,” diyerek kendine ekmek arası bir şeyler hazırlamaya başladı. O an içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Hazırladığım tabağı sessizce çöpe boşalttım ve ona sadece, “Yemekhanede daha lezzetliyse, artık orada yersin,” dedim. O, her zamanki gibi küstüğümü ve ertesi gün her şeyin normale döneceğini sandı ama yanılıyordu. Benim artık bambaşka bir planım vardı devamı icin sonrki syfaya gecinz...