— Hey, ne yapıyorsun sen?! — diye bağırdı ve hızlı adımlarla onlara doğru yürüdü.
Çocuk korkudan dondu kaldı, ellerini çekmedi. Gözlerinde panik parladı. Belki yanlış bir şey yaptığını anlıyordu, ama artık geri çekilmek için çok geçti.
Kız babasına baktı ve birden sesi her zamankinden farklı çıktı — içinde yeni, neredeyse yabancı bir şey vardı:
— Baba… dur… galiba bir şey hissediyorum. 😱
Baba durdu.
Bunca zaman sonra ilk kez bunu ne sessizce ne de umutla söyledi, gerçek bir şaşkınlıkla söyledi. Parmakları suda hafifçe titredi. Önce neredeyse fark edilmeyecek kadar az, sonra daha belirgin şekilde. Sanki kendi bedenini dinliyor ve olanlara inanamıyordu.
Baba yavaşça onun yanına çömeldi, gözlerini kızının bacaklarından ayırmadan. Bahçede öyle bir sessizlik oldu ki suyun, hareketleriyle hafifçe dalgalanışı duyuluyordu.
— Bir daha söyle… — dedi sessizce.
Kız yutkundu, nefesi hızlandı.
— Ben… sıcaklığı hissediyorum… ve… — birden sustu, sonra fısıldadı: — onları hareket ettirebiliyorum.
O anda babanın elleri titremeye başladı.
Bakışlarını çocuğa çevirdi. Çocuk hâlâ başı eğik şekilde oturuyordu, sanki her an kovulmayı bekliyordu. Ama gözlerinde korku yoktu — sadece garip bir sakinlik vardı, sanki her şeyin tam da böyle olması gerektiğini biliyordu.
Ve o anda baba, içinde her şeyi altüst eden basit bir gerçeği anladı.
Milyonlar harcamış, dünyayı dolaşmış, en ünlü insanlara güvenmişti… ama gerçek yardım, asla dikkat etmeyeceği birinden gelmişti.
Ve en korkuncu bu bile değildi.
En korkuncu, çocuğun ona sakince bakıp şunu söylemesiydi:
— Böyle çocuklara daha önce de yardım ettim… ama kimse beni dinlemiyor.
Bu sözlerden sonra bahçede yeniden sessizlik oldu.
Ve şimdi milyarderin, hazır bir cevabı olmayan bir sorusu vardı. Karşısında gerçekten kim oturuyordu… ve biri ona zamanında inansaydı daha kaç hikâyeyi değiştirebilirdi?
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.