Diyarbakır’da yaşanan bu korkunç olay, sadece bir “şiddet haberi” olmanın ötesinde; sistemin, toplumun ve adalet mekanizmasının nasıl ağır bir çöküş içinde olduğunu gözler önüne seren ibretlik bir trajedidir.... Devamı sonraki sayfada... İçeriğin Devamı Aşağıda
Bir uyuşturucu suçlusu cezaevinden çıkıyor, tahliye olduktan henüz kısa bir süre sonra eski eşini boğarak öldürüyor, sonra utanmadan cesedini kilometrelerce götürüp boş bir araziye gömüyor. Bu vahşet, basit bir cinayet değil; insanlık adına utanç verici bir çürümüşlüğün simgesidir.
Rojda Yakışıklı’nın 28 yaşında hayatı acımasızca sonlandırıldı; hak ettiği adalet, güvenlik ve korumayı görmeden canına kıyıldı. Katilin cezaevinden tahliye edilmesinin ardından nasıl olur da toplum ve yakınları için tehdit oluşturduğu fark edilmez? Bu, soru sormayı değil çığlık atmayı gerektiren bir ceza-adalet sisteminin açık itirafıdır. Düşünün: Cezaevinden çıkan bir kişi, yeniden suç işlemek yerine topluma kazandırılmak yerine, en temel insan hakkı olan can güvenliğini elinden alıyor.
Bu olay, Türkiye’de kadın cinayetlerinin sıradan bir “gündem maddesi” haline gelmesine dehşet verici bir örnek oluşturuyor. Kadınlar her gün öldürülürken, devletin ne koruyucu mekanizmaları yeterli ne de caydırıcı cezalandırma politikaları etkin. Yaklaşık her yıl yüzlerce kadın yaşamına yönelik şiddet nedeniyle öldürülürken, birçok vaka önlenebilir olduğu halde gerekli önlemler alınmıyor.
Rojda’nın yakınları, haber alamayınca jandarmaya başvurmak zorunda kaldı; bu, bireylerin kendi güvenliklerini kendi imkanlarıyla aramak zorunda bırakıldığı bir rezilliktir. Polis, savcı, sosyal hizmet… Hiçbiri Rojda’yı koruyamadı. Bu cinayet, sadece failin canavarca davranışıyla açıklanamaz; toplumsal ve hukuki ciddi başarısızlıkların ürünüdür.
Bu ülke, artık sadece “kadın cinayetleri haberlerini” okumakla yetinemez. Kadına şiddet politikalarının yeniden elden geçirilmesi, koruyucu mekanizmaların gerçek anlamda hayat kurtaracak şekilde uygulanması, suçluların tahliye kararlarının yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Bir canı koruyamayan sistem, toplumun tamamını koruyamaz.