BMW'yi kim hediye etti

BEYAZ BMW HEDİYE Mİ?
Yazıda olayda kullanıldığı anlaşılan beyaz BMW’nin akıbetiyle ilgili önemli bir iddiaya da yer verildi.

Aracın Tuncelili bir iş insanı tarafından valiye hediye edildiği öne sürülüyor.

Tolga Şardan’ın bahsi geçen yazısının tamamı şöyle:

“Tunceli’de, 5 Ocak 2020 günü kayıplara karışan ve aradan geçen 6 yılda ne ölüsüne ne de dirisine ulaşılabilen Gülistan Doku’yla ilgili adli soruşturma bir haftadır gündemde.

Önemli gelişmeler yaşandı, halen de yaşanıyor. Yapılan gözaltılar ve tutuklamalarla, Doku’nun kaybedilmesiyle sonuçlanan “organizasyon” yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor.

Doku’nun kaybolmasında iki aşamalı süreç yaşandığını söylemek yanlış olmaz. İlki, Doku’nun kaybolmadan hemen önceki anları ve ortadan kaybedilmesi. Bu aşamanın en önemli ismi, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in hafta sonunda tutuklanan oğlu Mustafa Türkay Sonel ve yakın arkadaşı ABD’de yaşayan Umut Altaş. İddialara göre, Doku’yu “katleden” bizzat valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel.

İkinci aşama ise olayın yaşanmasından sonra “ortalığın toparlanması” süreci. Bu aşamadaki başrol, elbette devletin verdiği makamdan gücünü alarak dosyanın kapatılmasına ön ayak olduğu öne sürülen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’de. İddiaya göre, oğlunu olaydan sıyırıp kurtarmak isteyen valiye destek olan “yancılar” da var kuşkusuz. Hastane başhekimiyken İl Sağlık Müdürü yapılan Çağdaş Özdemir gibi. Dosyanın kapatılmasına destek olan “yancılar”a önümüzdeki günlerde emniyet başta olmak üzere farklı kamu kurumlarında görevli isimlerin eklenmesi de muhtemel.

Valinin koruması polis memuru Şükrü Ergül’ün konumu ise daha farklı. Her iki aşamada yer alan Ergül’ün cinayetten sonra olay yerine giderek Mustafa Türkay Sonel’in yanında bulunduğu öne sürülüyor. Ayrıca, Doku Ailesi’nden elde edilen Gülistan Doku’ya ait cep telefonunun sim kartını önceden tanıdığı bilişim uzmanı meslektaşı Gökhan Ertok’a getirip verilerin para karşılığı kaybedilmesini organize ettiği tespit edilmiş durumda. Kısacası, Doku’nun kaybolması sürecinin “kripto”su.

Dosyayı yeniden “hareketlendiren” ise bizzat Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu oldu. Bir dönem avukatlık yaptıktan sonra savcılığa geçen Başsavcı Cansu’nun dosya üzerindeki hassasiyeti, yaşananların gün ışığına çıkmasına yardım edecek.

HABER ELEMANINDAN GELEN PLAKA BİLGİSİ
Tablo özetle böyle.

Peki, “organizasyon” tarafından “soğumaya alınan” Doku soruşturmasının yeniden kapağının açılması ve bugünkü duruma getirilmesi nasıl oldu?

Her şeyden önce, yakın tarihte kentte görevlendirilen üst düzey kamu yöneticilerinin tutumu, halka yaklaşımı ve sorunların çözümünde gösterdikleri “sağlıklı kamu yönetimi performansı” sürecin en önemli köşe taşı oldu.

Adli soruşturmayı yürüten Başsavcı Cansu’nun yanı sıra dönemin Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu ile Tunceli Emniyet Müdürü Hakan Duman’ın da “kız evlat” babası olmaları, Doku Ailesi’nin hassasiyetine ve taleplerine “empati” yapmalarını sağladı.

Hem Vali Tekbıyıkoğlu hem de Duman’ın aileyle yaptıkları görüşmeler sonrasında oluşturdukları yeni yol haritası, Başsavcı Cansu’nun da elini rahatlattı. Şimdiye kadar “içi boş” olarak bekletilen soruşturma dosyasına yavaş yavaş önemli bilgiler akmaya başladı.

Edindiğim bilgiye göre, olayın kritik ipucu olan beyaz araç konusunda en önemli bilgi bölgedeki bir haber elemanından Vali Tekbıyıkoğlu’na ulaştı.

Gelen bilgide, o güne kadar “buhar” olan beyaz BMW’nin plakası yer aldı. Bilgi üzerine, Tekbıyıkoğlu, Tunceli Emniyeti’ne talimat verip plaka üzerinde çalışma başlattı.

Tunceli Emniyeti İstihbarat Şubesi’nde oluşturulan özel ekip, beyaz BMW’nin peşine düştü. İstihbarat şubesindeki özel ekip, kısa zamanda aracın Doku’nun kaybolmasıyla ilgili adli soruşturmanın başlatıldığı 7 Ocak 2020 günü kent dışına çıkarıldığını ve bir hafta sonra kente getirildiğini ortaya koydu.

Peki bu tespitler nasıl yapıldı? Tabii ki, daha önce “bulunamadığı”, “tespit edilemediği” şeklinde tutanaklar yapılan kamera görüntülerinden! Ve detaylı çalışma yapılan HTS kayıtlarından!

Gülistan Doku’yla ilgili Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki kayıtların silindiği yine özel polis ekibince belirlendi.

Emniyet’in araştırmalarında daha önce “yok” denilen, “silindi” denilen kayıtların bir bölümü özel ekip tarafından bulundu. Aradan epeyce zaman geçmesi ve “kısıtlı” yedekleme yapılmasına rağmen eski kayıtlara ulaşılması soruşturmanın seyrini değiştirdi.

Bu noktada bir parantez açmam lazım. 2023’te yeniden açılan dosyada tespitleri yapan Tunceli Emniyeti İstihbarat Şubesi’ndeki özel ekipti. Peki, olayın yaşandığı günlerde Emniyet İstihbaratı acaba neden devreye girmedi? Girdiyse neden bu tespitler yapılamadı?

Barajın boşaltılıp yapılan aramada Doku’nun cesedine ulaşılamaması yeterli bulundu anlaşılan!

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu bilgilere ulaşmak Emniyet İstihbaratı için çok kolaydır. Zaten, olaydan 3 yıl sonra ulaşılması bunun göstergesi. Olayın yaşandığı Ocak 2020 döneminde Tunceli’de görevli olan polis yöneticileri neden devreye girmedi? Diyelim ki, Tunceli çalışma yapmadı, o zaman Ankara’daki Emniyet İstihbarat Başkanlığı neden konunun dışında kaldı?

Elindeki cep telefonuna yüklediği özel yazılımla fotoğraftan kimlik tespiti yapma havasını gazetecilere atan dönemin İçişleri Bakanı, Emniyet İstihbarat’ın kullandığı sistemlerle neden verilere ulaşılması talimatını vermedi?
Reklamlar