Çöp kutusunun yanındaki asfaltın üzerinde pembe-kahverengi garip bir yığın fark ettim ve hareket etmeye başlayana kadar onun sadece çöp olduğunu sandım

Hemen telefona sarılıp internette arama yapmaya başladım. “Spagettiye benzeyen ama hareket eden canlı” diye yazdığımda karşıma çıkan sonuçlar beni daha da sarstı. Gördüğüm şey ne bir çöp ne de dökülmüş bir yemekti; bu, birbirine dolanmış yüzlerce toprak solucanından oluşan devasa bir düğümdü. Şiddetli yağmur sonrası oksijensiz kalan solucanlar, hayatta kalabilmek için bir araya gelmiş ve penceremin tam önünde bu hareketli canlı yumağını oluşturmuşlardı.

Asfaltın üzerindeki o manzaraya tekrar baktığımda içimi tarif edilemez bir soğukluk kapladı. Doğanın bu kadar yakınımda, bu kadar tuhaf ve rahatsız edici bir formda tezahür etmesi beni gerçekten sarsmıştı. O an anladım ki, bazen en sıradan sabahlar bile insanın içini ürperten ve zihninden uzun süre çıkmayan sahneler barındırabiliyordu. Solucanların oluşturduğu o canlı düğüm, hayatta kalma içgüdüsünün en tuhaf ve estetikten uzak halini gözlerimin önüne sermişti.

O sabahtan sonra artık bahçeye çıktığımda adımlarıma çok daha dikkatli bakmaya başladım. Çünkü bazen günlük rutinlerinizin ortasında, en beklemediğiniz anda, size dünyanın göründüğünden çok daha farklı ve bazen de ürkütücü olduğunu hatırlatan bir sürprizle karşılaşabiliyorsunuz. Artık o spagetti benzeri görüntünün ardındaki gerçeği biliyorum ve bu bilgi, sıradan bir çöp dökme yolculuğunu benim için unutulmaz bir dehşet anısına dönüştürdü.
Reklamlar