Kendi içindeki en büyük trajediyi çoktan atlatmış bir aileye gelin gittiğimi sanıyordum. Sonra, kocam Demir’in büyük kızının söylediği küçük bir söz, o evin içinde çok tuhaf bir şeyler olduğunu anlamamı sağladı.
Demir ile flört etmeye başladığımızda, ikinci randevumuzda beni neredeyse tamamen korkutup kaçıracak bir şey söyledi.
"İki kızım var," dedi. "Gaye altı, Ece dört yaşında. Anneleri üç yıl önce öldü."
Bunu sakince söyledi ama sesindeki gerginliği duyabiliyordum.
Masanın üzerinden elimi uzattım. "Bunu paylaştığın için teşekkür ederim."
Demir yorgun bir gülümseme sundu. "Bazıları bunu duyunca kaçıp gider."
"Ben hâlâ buradayım."
Ve öyleydim de.
Kızları sevmek çok kolaydı. Gaye zeki ve meraklıydı; sürekli dünyaya ona cevap borçluymuş gibi sorular sorardı. Ece daha sessizdi. İlk başlarda Demir’in bacağının arkasına saklanırdı. Bir ay sonra ise sanki beni hep tanıyormuş gibi kucağıma bir resimli kitapla tırmanmaya başlamıştı.
Demir ile evlenmeden önce bir yıl boyunca görüştük.
Göl kenarında küçük bir düğün yaptık. Sadece aile arasındaydı. Gaye çiçekten bir taç takmıştı ve her on dakikada bir pastayı soruyordu. Ece ise gün batmadan uyuyakalmıştı. Demir mutlu görünüyordu ama sanki mutluluğun kalıcı olacağına güvenmiyormuş gibi temkinli bir hali vardı.
Düğünden sonra onun evine taşındım.
Asla annelerinin yerini doldurmaya çalışmadım. Sadece yanlarında oldum. Onlara tostlar yaptım, çizgi film izledim. Ateşli hastalıklarında, hüsranla biten el işi denemelerinde ve sonu gelmez evcilik oyunlarında hep oradaydım.
Ev sıcak ve güzeldi. Büyük bir mutfak, boydan boya uzanan bir veranda... Her yerde oyuncaklar, duvarlarda aile fotoğrafları vardı.
Ve bir de kilitli bir bodrum kapısı.
Bunu ilk hafta fark ettim.
"Orası neden hep kilitli?" diye sordum bir gece.
Demir bulaşıkları kurulamaya devam etti. "Depo orası. Bir sürü ıvır zıvır var. Eski aletler, kutular falan. Çocukların canı yansın istemiyorum."
Bu kulağa mantıklı geliyordu. Ben de üstelemedim.
Yine de bazı şeyler dikkatimi çekiyordu.
Bazen Gaye, kimsenin görmediğini sandığı anlarda bodrum kapısına bakıyordu. Bazen Ece kapının yanında bir saniye durup sonra hızla uzaklaşıyordu.
Bir keresinde Gaye’yi koridorun ortasında yere oturmuş, kapı koluna bakarken buldum.
"Ne yapıyorsun?" diye sordum.
Başını kaldırdı. "Hiç."
Tuhaftı ama kavga çıkaracak kadar büyük bir sorun gibi gelmemişti devamı sonraki sayfada....
Travazol krem nedir ve nerelerde kullanılır
Altın ve Gümüş Son Hali
Demir ile flört etmeye başladığımızda