Saatler sonra bir polis merkezindeydi. Para çantası masanın üzerindeydi. Polisler defalarca soru sordu ama Buse’un anlatabileceği tek şey vardı: Kaçtım.
Ne kayınpederini ne de damadı suçladı. Çünkü içgüdüsü ona şunu söylüyordu: Konuşursa ölürdü.
O gece o evde olanlara dair ilk haber sabaha karşı düştü.
“Şehrin dışında lüks bir villada silahlı çatışma: 6 ölü.”
Damadının adı listede yoktu.
Kayınpederinin adı yoktu.
Ama ev tamamen yanmıştı.
Günler geçti. Buse gizli bir otele yerleştirildi. Polis “tanık koruma” kelimesini telaffuz ettiğinde bile içi rahatlamadı. Geceleri uyuyamıyor, her kapı sesinde irkiliyordu.
Bir hafta sonra otel odasının kapısının altından bir zarf bırakıldı.
Üzerinde sadece bir cümle vardı:
“Baban gibi hata yapmadım.”
Buse’un dizleri çözüldü.
Babası…
Onu küçükken “trafik kazasında” kaybetmişti.
Zarfın içinde bir USB bellek vardı.
Belleği bilgisayara taktığında hayatının en büyük gerçeğiyle yüzleşti.
Kayınpederi, yıllardır uluslararası bir suç örgütünün içinde zorla tutulmuştu. Silah, kara para, insan ticareti… Damat ise örgütün yeni lideriydi. Bu düğün bir evlilik değil, bir infaz töreniydi.
Buse’nin babası yıllar önce aynı örgüt için çalışmayı reddetmişti. “Kaza” dedikleri şey bir mesajdı.
Buse’nin seçilme sebebi tesadüf değildi.
O, babasının kızıdır.
Düğün gecesi “onlar” gelmişti çünkü örgüt, kayınpederinin ihanetini öğrenmişti. Buse o evde kalsaydı, canlı tanık olarak öldürülecekti.
USB’nin son videosunda kayınpeder kameraya bakıyordu. Yüzü yorgun ama kararlıydı.
— Eğer bunu izliyorsan, başardım demektir. Seni seçmedim… seni kurtardım. Parayı alman için değil, kaçman için verdim. Çünkü seni yaşatmak, yaptığım tek doğru şeydi.
— Onlara karşı tek koz sensin. Ama bunu kullanmak zorunda değilsin. Kaybol. Yeni bir hayat kur. Babana borcumu böyle öderim.
Video burada bitiyordu.
Buse günlerce düşündü.
Kaçabilirdi.
Parası vardı.
Yeni bir isim alabilirdi.
Ama aynaya her baktığında babasını hatırlıyordu.
Ve kayınpederinin titreyen ellerini.
Bir ay sonra, gizli bir dosya dünya basınına sızdı.
İsimler.
Hesaplar.
Görüntüler.
Bir suç imparatorluğu çöktü.
Damat bir ay sonra yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalandı.
Kayınpeder ise hiçbir zaman bulunamadı.
Yıllar sonra…
Buse küçük bir sahil kasabasında yaşıyordu. Adı artık başka bir isimdi. Mütevazı bir hayatı vardı. Kimse onun geçmişini bilmiyordu.
Bir gün sahilde yürürken yaşlı bir adam yanından geçti. Göz göze geldiler. Adam çok kısa bir an durdu, neredeyse fark edilmeyecek şekilde başını eğdi.
Buse kalbinin hızlandığını hissetti.
Adam yürümeye devam etti.
Bir daha asla karşılaşmadılar.
Ama Buse o gün şunu anladı:
Bazı insanlar kaybolmaz.
Sadece borçlarını ödedikten sonra gölgede yaşar.
Ve bazen, bir gecede verilen sekiz yüz bin Lira…
Bir servet değil, bir hayat bedelidir.