Hayatımın en mutlu günü olması gereken gün, unutamayacağım bir kabusa dönüştü. Gelinliğim üzerimde, nikâh masasının önünde damadımı beklerken salondaki yüz yirmi davetli de en az benim kadar heyecanlıydı. Ancak Tarık, eline mikrofonu alıp herkesin önünde öyle sözler söyledi ki o an yalnızca ben değil, yıllarca alın teriyle yaşamış babam da yıkıldı.
“Bugün burada düğün olmayacak,” dedi alaycı bir gülümsemeyle. “Ben bir bahçıvanın kızıyla evlenmeyeceğim.”
Salonda derin bir sessizlik oluştu. Babam Hasan, yıllardır emeğiyle kazandığı temiz gömleğinin içinde küçülmüş gibiydi. Annemi dokuz yaşındayken kaybetmiştim. O günden sonra babam hem annem hem babam olmuştu. Yıllarca park ve bahçelerde çalışmış, çim biçmiş, toprak taşımış, eski kamyonetiyle sabahın ilk ışığında işe gitmişti. Elleri nasırlarla kaplıydı ama bana daha iyi bir gelecek sunabilmek için bir gün bile şikâyet etmemişti.
Ben yirmi dört yaşıma geldiğimde yatağının altından paslı bir kahve kutusu çıkarmıştı. İçinde yıllarca biriktirdiği küçük banknotlar vardı.
“Bu senin düğünün için kızım,” demişti. “Sana büyük bir miras bırakamam ama babandan utanmanı da istemem.”
O kutudaki para, on iki yıl boyunca biriktirdiği bahşişlerden ve günlük kazancından artırdığı emekti. Düğün salonunu, yemekleri ve çiçekleri o parayla hazırlamıştı. Mahalleli masa örtülerini dikmiş, komşular süslemeleri yapmış, halam günlerce yemek hazırlamıştı.
Tarık başlangıçta bu mütevazı düğünü kabul etmiş görünüyordu. Fakat düğünden birkaç gün önce ailesiyle birlikte gelip her şeyi küçümsediler. Annesi Meral, böyle sıradan bir salonda düğün yapılamayacağını söyledi. Babam utancından kamyonetini ve bütün iş ekipmanlarını satmayı bile teklif etti. Bunu kabul etmedim. “Sen ekmeğini kazandığın hiçbir şeyi benim için satmayacaksın.” dedim.
Tarık özür dileyerek düğüne geleceğine söz verdi. Ama düğün günü kırk dakika gecikmeyle salona geldi ve gerçek yüzünü gösterdi. Mikrofonu eline alarak babamı işaret etti.
“Ben ömrümü birkaç kuruş için çim biçen bir kayınpederle geçirmek istemiyorum.”
Bazı davetliler başını öne eğdi, bazıları ise sessizce onu haklı buldu. Babamın gözleri doldu. Bana sarıldı ve omzumda ağlamaya başladı.