Düğünümde Kocam ‘Şaka’ Diye Yüzümü Pastaya Gömünce Ağlamak Üzereydim! Ama Abimin Yaptığı Şey Tüm Salonu Şoke Etti

Abim Cihan, Emre’nin yüzünden akan çikolatayı parmağıyla usulca sıyırdı, tıpkı az önce Emre’nin bana yaptığı gibi tadına baktı ve gözlerinin içine nefretle bakarak konuştu:

“Mmm. Gerçekten de tatlıymış damat. Şakadan çok iyi anlıyorsun demek!”

Emre öfkeyle bağırarak üzerindeki pastayı silkelemeye çalıştı. “Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri! Bu damatlık kaç para haberin var mı? Mahvettin her şeyi!” diye kükredi. Sesindeki o kibar, anlayışlı adam maskesi saniyeler içinde düşmüş, yerine kendi egosundan başka hiçbir şeye değer vermeyen acımasız bir zorba gelmişti. Bana dönüp, “Şu vahşi abine söyle defolup gitsin, yoksa polisi ararım! Sizin gibi eziklerle evlenmekte zaten hata etmiştim!” diye bağırdığında, aslında ne büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümü o saniye anladım.

Cihan sakince orkestranın yanına yürüdü ve mikrofonu eline aldı. Sesi tüm salonda gürledi: “Değerli misafirler, bu akşam burada bir düğün kutlamayacağız! Çünkü ben, babamın vefat ederken bana emanet ettiği canım kardeşimi, onu kalabalığın önünde aşağılamayı ‘şaka’ sanan, saygısız ve kaba bir narsiste teslim etmem! Bu düğün iptal edilmiştir!”

Sonra ağır adımlarla bana doğru döndü. Ceketinin cebinden çıkardığı beyaz mendille yüzümdeki kremaları, dökülen gözyaşlarımı olabildiğince nazikçe sildi. Tıpkı çocukluğumuzda düştüğümde dizlerimi temizlediği gibi, bana şefkatle bakıyordu. “Hadi güzelim,” dedi fısıltıyla. “Gidiyoruz. Sen bu soytarıya layık olamayacak kadar değerlisin.”

Annem de yerinden kalkıp gurur dolu adımlarla yanımıza geldi. Salondaki 120 kişinin şaşkın bakışları arasında, Emre’nin o çaresiz küfürlerini ve bağırışlarını arkamızda bırakarak, başımız dik bir şekilde o kapıdan çıkıp gittik. Biz çıkarken, misafirlerin birçoğu da yerlerinden kalkıp salonu terk etmeye başlamıştı bile.

O gece gelinliğim, saçım ve makyajım mahvolmuştu; hayatımın en güzel gecesi olması gereken gün, koca bir pastaya bulanmıştı. Ama kalbimde zerre kadar pişmanlık ya da üzüntü yoktu. Çünkü o pastanın altında ezilen benim hayallerim değil, bir ömür boyu sürecek karanlık bir kâbusun ta kendisiydi. İnsan bazen en büyük kurtuluşlarını, felaket sandığı anlarda yaşarmış. O salondan bir gelin olarak değil, kendi değerini bilen ve onurlu bir kadın olarak çıktım. Ve anladım ki; sizi gerçekten seven bir aile, bütün dünyayı karşısına alma pahasına bile olsa sizin incinmenize asla seyirci kalmayanlardan oluşur.
Reklamlar