İş insanı Mert Karaca, hayatının en önemli günlerinden birine hazırlanıyordu. O akşam, ailesinin onayladığı büyük bir organizasyonda, başarılı iş insanı Selin Yalçın ile nişanını resmen duyuracaktı. Her şey kusursuz görünüyordu. Şık takım elbisesi hazırlanmış, aile büyükleri davet edilmiş, iş ortakları salonda yerlerini almaya başlamıştı.
Ancak Mert’in hayatını değiştirecek olay, tamamen tesadüf gibi görünen birkaç saniyede yaşandı.
Organizasyon başlamadan önce restoranın lavabosuna giren Mert, lavaboda aynı okul formasını giyen dört küçük erkek çocuğunu fark etti. Çocuklardan biri saçını sağ eliyle geriye itti, ardından sol eliyle ensesine dokundu.
Diğer üçü de aynı hareketi yaptı.
Mert’in nefesi kesildi.
Bu hareket çocukluğundan beri yalnızca kendisinin yaptığı, babasının da her zaman “Karaca ailesinin heyecan hareketi” diye şakalaştığı alışkanlıktı.
Aynaya baktığında sadece bu hareketi değil, gri-mavi gözleri, çene yapısını ve sol yanağındaki gamzeyi de gördü.
Çocuklar adlarını söylediler.
Levent, Levent, Levent ve Levent değil; dördüz kardeşler olan Levent, Emre, Kaan ve Kerem.
Mert şaşkınlık içinde annelerini sordu.
Çocuklar annelerinin restoranda garson olarak çalıştığını ve geceyi geçirecek güvenli bir yer bulamadıkları için müdürle konuştuğunu söylediler.
Mert salona çıktığında karşısında yıllardır görmediği eski sevgilisi Elif vardı.
Elif, yılların yorgunluğunu taşıyordu.
CANAN KARATAY ÖNERİYOR
Bakın ne işe yarıyor
İslam Memiş’ten altın yatırımcısı