Köyün Ağasıyla Evlendiğim Gece Konakta Yaşadıklarım Hayatımı Değiştirdi
Benim adım Güzin. Elli beş yaşındayım. Yedi yıl önce eşimi kaybettiğimde hayatımın geri kalanını yalnız geçireceğime inanmıştım. Köyün çıkışındaki küçük kerpiç evimde, iki keçim ve birkaç tavuğumla yaşıyordum. İki çocuğum şehirde kendi düzenlerini kurmuştu. Beni yanlarına çağırıyorlardı ama ne bahçemdeki dut ağacını ne de eşimin mezarını bırakabiliyordum.
Sabahları erkenden kalkar, hayvanları besler, bahçemle uğraşırdım. Akşamları ise evin sessizliği içime çökerdi. Bazen sofraya alışkanlıkla iki tabak koyduğum olurdu. Sonra karşımdaki boş sandalyeye bakar, ikinci tabağı sessizce kaldırırdım.
Köyümüzde herkesin tanıdığı bir adam vardı: Niyazi Ağa. Altmış yaşındaydı. Geniş arazileri, zeytinlikleri ve köyün yukarısında eski bir taş konağı bulunuyordu. Sert bakışları, kalın bıyığı ve az konuşması yüzünden insanlar ondan çekinirdi.
İlk eşini on yıl önce kaybetmişti. O günden beri konakta yalnız yaşadığı söylenirdi. Yanında gündelik işlere yardım eden birkaç kişi vardı ama koca evin akşamları sessizliğe gömüldüğünü herkes bilirdi.
Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.