Evsiz bir kadın, üç gündür aç olduğu için lüks bir restorana girdi. Garsonlar ve misafirler ona hor gözle baktı,

Evsiz bir kadın, üç gündür aç olduğu için lüks bir restorana girdi. Garsonlar ve misafirler ona hor gözle baktı, güvenliği çağırmak istediler. Restoranın sahibi ise herkesi şaşkına çeviren bir karar verdi.

Kadın o akşam kapının önünde uzun süre beklemişti. İçeridekilerin kahkahaları camdan taşıyor, kristal bardakların sesi dışarı kadar ulaşıyordu. Masalarda kebaplar, mezeler, sıcak ekmekler vardı. İnsanlar bir lokma alıp tabaklarını yarım bırakıyorlardı. O ise üç gündür sadece çeşme suyu içmişti.

Açlık insanı küçültür. Gururunu, korkunu, hatta adını bile unutturur.

Sonunda kapıyı itti. İçeri girdiğinde birkaç kişi dönüp baktı. Üzerindeki eski mont, yıpranmış ayakkabılar bu ihtişamlı mekâna ait değildi. Birini bekliyormuş gibi ağır adımlarla ilerledi. Gözü, yeni kalkılmış bir masaya takıldı. Tabakta yarım kalmış pilav, birkaç parça et ve dokunulmamış ekmek vardı.

Oturdu. Ellerini uzattı. İlk lokmayı ağzına attığında gözleri doldu. Utançla değil, hayatta kalma içgüdüsüyle yutuyordu.

Fısıltılar başladı.

“Ne yapıyor o?”
“Biri güvenliği çağırsın.”
“Rezalet…”

Bir garson sert adımlarla yaklaştı.

“Hanımefendi, burada olamazsınız.”

Kadın başını kaldırdı. Gözlerinin altı morarmıştı. “Hemen gideceğim,” dedi fısıltıyla. “Yeter ki bitireyim.”

Garson kolunu uzattı, tam güvenliği çağıracaktı ki ağır ve tok bir ses duyuldu.

“Durun.”

Restoranın sahibi masaların arasından yürüyerek geldi. Üzerinde koyu renk bir takım elbise vardı. Yüzü ciddi, bakışları sertti. Mekândaki herkes onu tanıyordu. Sözü kanun gibiydi.

Kadın gözlerini yere indirdi. Kovulmaya hazırdı. Belki de polis gelecekti.

Adam masaya baktı. Tabaktaki artık yiyeceklere, kadının titreyen ellerine, sonra da çevredeki misafirlere.

“Bunu götürün,” dedi garsona.

Salonda hafif bir rahatlama oldu. İnsanlar başlarını çevirip yemeklerine döndü. Herkes kovulma anını bekliyordu.

Garson tabağa uzandı.

Kadının kalbi sıkıştı. Son lokmasını bile alamadan dışarı atılacaktı.

Ama adam devam etti:

“Ve mutfaktan sıcak bir çorba, bir ana yemek ve taze ekmek getirin.”

Salondaki uğultu bir anda kesildi devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar