Abim hattın diğer ucunda duydukları karşısında şoka girdi ama yılların verdiği polis refleksiyle anında kendini toparladı. Sesindeki o korumacı ve sert tonla, "Sen hemen kapını kilitle ve oradan asla ayrılma, Selma. Beş dakikaya tüm ekiple oradayız," dedi.
Gerçekten de öyle oldu. Çok geçmeden binanın etrafını sivil polis araçları sardı. Kapı deliğinden olan biteni nefesimi tutarak izliyordum. Abim ve ekibi yan dairenin kapısına dayandıklarında Ferhat kaçmaya fırsat bile bulamamıştı. Kapı kırılıp içeri girildiğinde, Ferhat saniyeler içinde yere yatırılıp elleri arkadan kelepçelendi. Onu binadan dışarı çıkarırlarken kısa bir an göz göze geldik. Yüzündeki o sahte, kibirli maske tamamen düşmüş, yerini zavallı, çaresiz bir korkak almıştı.
Ferhat'ın sahte ölümü, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve suç örgütleriyle olan bağlantıları yüzünden alacağı ceza hayatının geri kalanını o demir parmaklıklar ardında geçirmesine yetecekti. O kadın, Cansu ise her şeyden habersiz, şok içinde kızıyla ortada kalmıştı. Ferhat ona da başından beri yalan söylemiş, kendi kirli geçmişini tamamen gizlemişti.
O gece, üç yıldır içimde taşıdığım o ağır matem hırkasını omuzlarımdan çıkardım ve sonsuza dek çöpe attım. Ben ölen kocamın arkasından değil, aslında hiç var olmamış koca bir yalanın arkasından gözyaşı dökmüştüm. Ama artık tamamen özgürdüm. Kendi tırnaklarımla kurduğum bu yeni hayatta, geçmişin sahte hayaletlerinin beni bir daha asla korkutmasına izin vermeyecektim. Çünkü gerçek güç, düşmek değil, seni uçuruma itenlerin kendi kazdıkları kuyuya düşüşünü dimdik ayakta izleyebilmekti