Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden, Yeşilçam'ın "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy hayatını kaybetti.
"ÇOK ÜZGÜNÜZ"
Acı haberi kızı Aşkım Arsoy sosyal medya hesabından duyurdu. Arsoy, "Canım babamı kaybettik, çok üzgünüz." ifadelerini kullandı
90 yaşında hayatını kaybeden usta oyuncu AA'ya 2022 yılında verdiği röportajda Türk sinemasından oyunculuk hayatına birçok soruyu cevaplamıştı.
Hem çok yakışıklı hem çok çok yeteneklisiniz. Yeşilçam'a girmeniz tesadüf değil gibi. Çünkü yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in aynı film için sizi farklı yerlerde tanıyıp, birbirlerine önermesi de çok enteresan geliyor bana hikayenizde?
Bu kadar büyük bir şans efendim. Onlar da Bakırköylü. Ben de Bakırköylüyüm. Havaalanında İngiliz şirketinde çalışırken, ben onları, onlar beni buldu. Çok enteresan.
"Kara Günlerim" filmi ile 1957'de sinemaya merhaba dediniz.
Çok doğru. Ne kadar güzel hazırlamışsınız her şeyi biliyorsunuz.
Hayatınızın hikayesi o kadar dolu dolu ve çok güzel filmlerle, insanlarla geçmiş ki, bilmemek ayıbım olurdu.
Çok teşekkür ederim.
1957'de başlamanıza rağmen 1959 yılında "Samanyolu" filmi sizin çıkışınız oldu, Belgin Doruk'la birlikte. Bu filmin ardından yaşadığınız duygunuzu merak ediyorum. Nasıl hissetmiştiniz?
Sinemaya başladığım zamanki yıllarda, büyük romancı ve sanatçıların kitaplarının, dramatik aşk filmi olarak geçen şahane romanların sinemaya aktarılmasında aşağı yukarı hepsinde ben oynadım. 'Samanyolu' filmine rahmetli Belgin Doruk'la başladığımız zaman, bunun çok büyük bir patlama yapacağını bilmiyorduk. Fakat biz bu filmi büyük bir itina ile çektik. Yapımcı ve rejisör, Allah rahmet eylesin Nevzat Pesen'di. Bittikten sonra yapılan kopyalar İstanbul etrafındaki şehirlere gönderildi. Fakat bir hafta geçtikten sonra diğer yakın şehirlere gönderilmesi lazımken o sinemalar tarafından kopyalar geri gönderilmedi. Kıyamet koptu. O zaman firma farkına vardı ki, korkunç bir iş, muhteşem bir ilgiyle devam ediyor. 'Sinemalara niçin göndermiyorsunuz?' diye bir aylık biletler satıldı. 'Ben nasıl gönderirim?' deyince sabahlara kadar kopyalar basılarak gönderildi diğer şehirlere. İşte o filmle ben Yeşilçam'da 'star' sistemini başlatmış oldum.
HALK KENDİNİ BİZİM YERİMİZE KOYUP ÇOK MUTLU OLUYORDU"
Bu filmdeki partneriniz Belgin Doruk'la birlikte yaklaşık 15 filmde daha birlikte yer aldınız.
Evet, enteresandır. Belgin ile ben bu rolde birbirimize çok yakıştık. Zaten bu çok önemli. Yani bir filmdeki başrol oynayan erkek ve kadının birbirine bir aşk içine giriyorlarsa yakışması lazım. Star sistemi de olduğu için öyle bir hale geldik ki, çok enteresan senaryoya gerek yok. Biz Belgin'le sandala binelim, ben kürek çekeyim, ona bakayım, onunla mum ışığında yemek yiyelim, kalkalım dans edelim, ben ona şiirler söyleyeyim, bu halkın çok hoşuna gidiyordu. Halk kendini bizim yerimize koyup çok mutlu oluyordu. Ne güzel günlerdi.
Böylelikle aşkı anlatmış oldunuz seyirciye.
Evet, tabii. Biz Belgin ile 15 film yaptık. Bu arada da tabii kadın seyirciler tarafından bir anons çıkarıldı; "Aşkı öğreten adam."
Bugün düşündüğünüzde Belgin Hanımla anılarınızda kalan ilk aklınıza gelen nedir mesela?
Çok iyi niyetli, çok disiplinliydi. Güzel bir kadındı. Arabayla geçer, onu evinden alırdık sabahları. Bir tek gün evinin kapısında onu beklemedik. Hep elinde çanta o bizi bekliyordu. Bu ne güzel bir disiplin, bu ne güzel bir saygıdır.