Her iki kızımı da tanıyıp sevmek varken, bu kadar zamanı kederle kaybetmiştim. "Başıma gelecek her şeyi hak ediyorum!" İki ay sonra, parkta bir piknik örtüsünün üzerine yayılmıştık; sadece ben, Zeynep ve Elisa. Çimenlerin üzerinde güneş parlıyordu. Selma iş için şehir dışındaydı ve iki kızım da yanımdaydı. Hava patlamış mısır ve güneş kremi kokuyordu; her iki kızın bileklerinden de gökkuşağı renkli dondurmalar süzülüyordu. Elisa kıkırdadı, yanakları yapış yapıştı. "Anneciğim, yine külahıma mısır koymuşsun!" Gülümsedim, düşen parçaları topladım. "Bana böyle sevdiğini söylemiştin, hatırladın mı?" Zeynep ağzı dolu bir şekilde araya girdi: "Sadece bende gördüğü için seviyor!" Elisa dil çıkardı. "Hayır, ben icat ettim onu!" "Bana böyle sevdiğini söylemiştin, hatırladın mı?" Gerçek ve gürültülü kahkahalar attık. Hiçbir ağırlık yoktu, sadece çocukların koşturmacası ve seslerinin müziği vardı. Market rafından her iki kızın seçtiği, bu sefer lila renkli olan yeni tek kullanımlık kamerayı çıkardım. Bu bizim geleneğimiz olmuştu.