Hikayenin devamı..
Çöp kutusunun yanında diz çökmüşken, içimde bir şeylerin geri dönülmez biçimde kırıldığını hissetmiştim. Alican’ın lacivert kapüşonlusunu elime aldığımda hâlâ onun deterjanla karışık kokusu vardı üzerinde. Kayınvalidemin arkasını dönüp eve girişi, kapının kapanışı… O ses, oğlumun ölüm haberini aldığım gündeki kapı sesine ne kadar benziyordu. Aynı soğukluk, aynı umursamazlık.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Ev sessizdi ama zihnim çığlık çığlığa. Alican’ın çizimleri… defterleri… Onları da atmış mıydı? Sabah olmasını beklemeden kayınvalidemin odasına girdim. Dolaplar düzenliydi, fazla düzenli. Bir çekmeceyi açtığımda, üst üste dizilmiş dosyalar gördüm. Üzerlerinde tarih yoktu ama hepsi tanıdık bir el yazısıyla etiketlenmişti: Alican.
Kalbim ağzıma geldi. Dosyalardan birini açtım. İçinden okuldan yazılmış resmi bir mektup çıktı. “Sayın Veli” diye başlıyordu. Devamını okudukça dizlerimin bağı çözüldü. Alican, okulda bir psikolojik değerlendirmeye alınmıştı. Altında imza vardı. Kayınvalidemin imzası. Benim haberim bile yoktu.
Dosyaların devamı daha da sarsıcıydı. Hastane raporları, psikolog notları, hatta gizli tutulmuş bir mahkeme evrakı. Alican’ın biyolojik babasıyla ilgiliydi. O an zaman durdu. Çünkü belgelerde yazan isim, kayınvalidemin yıllardır “ailenin utancı” diye bahsettiği, adını anmayı bile yasakladığı adamdı. Alican’ın babası sandığım kişi değildi.
Oğlumun ölümünden yıllar önce, kayınvalidem bu gerçeği biliyordu. Benden saklamıştı. Alican’ın yaşadığı ruhsal çöküşlerin, içe kapanışının, geceleri kabuslarla uyanmasının nedeni buydu belki de. Oğlum gerçeği öğrenmişti. Ve yalnız bırakılmıştı.
Ellerim titreyerek son dosyayı açtım. İçinde Alican’ın kendi yazdığı bir mektup vardı. Tarihi, ölümünden sadece iki hafta öncesiydi. Bana hitap ediyordu ama hiç gönderilmemişti.
“Anne,” diye başlıyordu.
“Eğer bunu okuyorsan, sana söyleyemediğim şeyleri affet. Beni senden uzaklaştırdıklarını biliyorum. Gerçeği senin de bilmeni istemediler. Ama ben biliyorum. Ve bu yük çok ağır…”
Mektubu orada okuyamadım. Gözyaşlarım kelimeleri boğuyordu. O an anladım: Kayınvalidem sadece eşyaları değil, oğlumun sesini, gerçeğini, bana ulaşma ihtimalini de çöpe atmıştı devamı icin sonrki syfaya ilerleyn...