Gözlerini Gölbaşı Devlet Hastanesinde açtı. Doktor Samet Aydın, bacağında birden fazla kırık olduğunu ve iyileşme sürecinin uzun olacağını söyledi. Aslı polise haber verilmesini kabul etti ancak ailesinin bulunduğu yeri öğrenmemesini istedi. Hemşire Rüya ona destek oldu. Sevim Hanım ise aylardır evden gelen tartışma seslerini duyduğunu anlattı ve Aslı’ya yeni bir telefon verdi.
Aslı, altı aydır konuşamadığı annesini aradı. Mert, onun telefonundan ailesine mesajlar göndererek görüşmek istemediğini söylemişti. Gerçeği öğrenen anne ve babası hemen Ankara’dan yola çıktı. Ancak Aslı öncelikle şiddet ve aile hukuku alanında çalışan avukat Gönül Arslan ile görüştü.
Gönül, hastane kayıtlarını, yaraların fotoğraflarını ve banka hareketlerini topladı. İncelemelerde Aslı’nın maaşının üç yıldır doğrudan Nermin’in hesabına aktarıldığı görüldü. Ayrıca Mert’in eşini maddi açıdan çaresiz bırakmak için yaptığı yazışmalar ortaya çıktı.
Mert ve ailesi üç gün sonra ellerinde bir meyve sepetiyle hastaneye geldi. Aslı başka bir güvenli bölüme taşınmıştı. Onu bulamayınca koridorda yüksek sesle olay çıkardılar. Doktor Samet, Aslı’nın düşmediğini, ağır bir cisimle birden fazla kez yaralandığını ve durumun polis tarafından araştırıldığını açıkladı.
Nermin öfkeyle Aslı’nın yalan söylediğini bağırırken hemşire Rüya bütün konuşmaları kaydetti. Mert ise Aslı’yı telefonla arayıp eve dönmesi için tehdit etti. Gönül bu görüşmeyi de kayıt altına aldı.
Aynı gün polis mahkeme kararıyla eve girdi. Mutfakta kan izleri, temizlenmeye çalışılmış merdane, Aslı’ya ait kimlikler, banka kartları ve pasaport bulundu. Bilgisayar kayıtlarında ise maaşına el konulduğunu ve evden çıkmasının engellendiğini gösteren belgeler vardı.
Soruşturma ilerledikçe Mert’in çalıştığı inşaat şirketinde de mali usulsüzlük yaptığı ortaya çıktı. Sahte faturalar düzenlemiş, şirket parasını bir akrabasına ait paravan işletmeye aktarmış ve bazı belgelerde Aslı’nın imzasını taklit etmişti. Şirket yönetimi önce olayın sessizce kapanmasını istedi. Ancak Aslı, yaşadıklarının bir itibar meselesi değil, adalet meselesi olduğunu söyledi. Denetimin ardından Mert işten çıkarıldı.
Baskılar bununla da bitmedi. Nermin farklı numaralardan tehdit mesajları gönderdi. Mert ise Aslı’nın ailesine zarar vereceğini söyleyerek şikâyetini geri çekmesini istedi. Bunun üzerine polis koruma tedbirlerini artırdı.
Aslı gizli bir rehabilitasyon merkezine yerleştirildi. Yeniden yürümeyi öğrenirken her adımda büyük acı çekiyor ancak vazgeçmiyordu. Bir gece Mert sahte personel kartıyla merkeze girdi. Elinde bir bıçak ve Aslı’nın suçlamalarını geri çektiğini belirten belgeler vardı. Onu imza atmaya zorladı.
Aslı önce korktu fakat yatağının yanındaki alarm düğmesine ulaştı. Bastonuyla kendini savundu ve yardım çağırdı. Hemşire Rüya ile güvenlik görevlisi odaya yetişerek Mert’i etkisiz hâle getirdi. Güvenlik kameraları yaşananların tamamını kaydetmişti.
Bu ikinci saldırı davanın seyrini kesin olarak değiştirdi. Mert; şiddet, tehdit, mali usulsüzlük ve ağır saldırı girişiminden yargılandı. Nermin de yaralama suçundan mahkûm edildi. Vedat ise başlangıçta yaşananları gizlediğini kabul ederek tanıklık yapmayı seçti.
Mahkemede doktor raporları, komşu tanıklığı, banka kayıtları, telefon konuşmaları ve kamera görüntüleri sunuldu. Savunma tarafı Aslı’yı güvenilmez göstermeye çalışsa da uzman incelemeleri bütün anlatımının tutarlı olduğunu ortaya koydu. Nermin’in kendisini yaralanmış gibi göstermek için hazırladığı sahte izler de sağlık uzmanları tarafından tespit edildi.
Dava sonunda Mert uzun süreli hapis cezası aldı. Nermin hakkında kalıcı uzaklaştırma kararı verildi. Ailenin evi, Aslı’nın sağlık giderleri, çalınan maaşları ve tazminatı için satıldı. Boşanma tamamlandı ve Aslı bütün kimlik belgelerini ve parasını geri aldı.
Altı ay sonra Aslı, bastonuyla da olsa kendi ayakları üzerinde hastaneden çıktı. Ankara’da küçük bir muhasebe ofisi kurdu. Haftada bir gün, maddi baskı gören kadınlara ücretsiz destek vermeye başladı. Banka hesaplarını kontrol etmelerine, belgelerini geri almalarına ve hukuki yardım bulmalarına yardımcı oldu.
Bir gün Vedat telefon ederek ailesinin dağıldığını ve her şeylerini kaybettiklerini söyledi. Aslı sakin bir şekilde cevap verdi:
“Ben sizi mahvetmedim. Siz, her sustuğunuzda ve yapılanlara göz yumduğunuzda kendi hayatınızı mahvettiniz.”
Telefonu kapatıp ofisinden çıktığında artık geçmişteki korkmuş kadın değildi. Bacağındaki iz ona yaşadığı acıyı değil, kaçmayı başardığı geceyi hatırlatıyordu.
Aslı sonunda şunu öğrenmişti: Sessizlik her zaman aileyi korumaz. Affetmek, aynı yere geri dönmek anlamına gelmez. Adalet geçmişte kaybedilen her şeyi geri getiremese de insana en değerli gerçeği yeniden kazandırır:
Hayatı üzerinde söz sahibi olma hakkını.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.