Zaman geçtikçe, Suna'nın kayboluşu, Kayseri'nin hafızasında derin bir iz bıraktı. Sokaklarda dolaşan insanlar, onun gülümsemesini ve neşesini özlerken, kaybolmuş bir umut gibi hissediyorlardı. Bu olay, sadece bir kadının kaybolması değil, aynı zamanda toplumun dayanışma gücünü de ortaya çıkardı. Şehir halkı, Suna'nın bulunması için el birliğiyle mücadele ederken, kaybolmanın getirdiği korku ve belirsizlikle yüzleşmek zorunda kaldı. Her geçen gün, Suna'nın hatırası, bir efsane gibi dillerde dolaşmaya başladı. Onun kaybolmuşluğu, sadece bir trajedi değil, aynı zamanda insanların birbirine daha yakın olmasını sağlayan bir katalizör haline geldi. Sonunda, Suna'nın hikayesi, kaybolmuş bir kadının değil, bu hikayenin etrafında oluşan bir toplumsal bağın sembolü oldu. Kayseri, o gülümsemenin ve kaybolmuşluğun izlerini her zaman taşıyacak, Suna'nın hatırası ise asla unutulmayacaktı.