Kocam, ben iş için şehir dışındayken 18 yaşındaki kızımızı evden kovdu

Duru’nun sözleriyle birlikte dizlerimin bağı çözüldü.

“Ne demek kocam hakkında hiçbir şey bilmiyorum?”

Duru içeri girdi. Bebeği hâlâ göğsüne bastırıyordu. Ellerinin titrediğini fark ettim.

“Önce kapıyı kilitle,” dedi.

Ne olduğunu anlamasam da dediğini yaptım.

Duru salondaki koltuğa oturdu. Bebeği yavaşça kucağına yatırdı.

“Anne, sana bir şey anlatacağım ama bana kızmadan önce sonuna kadar dinle.”

Başımı salladım.

“Bir yıl önce babam beni evden kovduğunda, sana söylediği hiçbir şey doğru değildi.”

“Çalışmaktan, yemek yemekten, para harcamandan rahatsız olduğunu söyledi.”

Duru acı acı güldü.

“Bunu sana söylemesini bekliyordum.”

“Ne demek bekliyordun?”

Çantasından eski bir telefon çıkardı.

“Babam beni haftalar boyunca takip etti. Telefonumu kontrol etti. Kimlerle konuştuğumu, nereye gittiğimi bilmek istedi. Sonra bir gece odama geldi ve bana bir şey söyledi.”

Boğazım düğümlendi.

“Ne söyledi?”

Duru gözlerini kaçırdı.

“Bir adamın beni hamile bıraktığını ve bunu sana söylememem gerektiğini söyledi.”

Bebeğe baktım.

“Bu yüzden mi seni evden kovdu?”

“Hayır.”

Duru başını salladı.

“Çünkü bebeğin babası sandığı kişi değildi.”

“Kimdi?”

Duru çantasından katlanmış bir kâğıt çıkardı.

“Bu yüzden bir yıl boyunca ortadan kayboldum.”

Kâğıdı bana uzattı.

Bir hastane raporuydu.

Üzerindeki tarih, Duru’nun evden kovulduğu haftaya aitti.

Okudukça yüzüm bembeyaz kesildi.

Duru hamile olduğunu öğrenmişti. Fakat doktor, bebeğin babasının kimliği konusunda daha sonra ortaya çıkacak bir gerçeğin bulunabileceğini söylemişti. Bunun için bazı testler yapılmıştı.

Duru devam etti:

“Ben sana söylemek istedim. Ama babam bana, eğer sana gerçeği anlatırsam seni mahvedeceğini söyledi.”

“Nasıl?”

Duru’nun gözleri doldu.

“Senin adına yıllardır yaptığı borçları, bazı belgeleri ve evle ilgili sakladığı şeyleri ortaya çıkaracağını söyledi. Seni parasız bırakacağını söyledi.”

O anda Tayfun’un yıllardır bana söylediği sözler aklıma geldi.

“Bu ev benim.”

“Bu faturaları ben ödüyorum.”

“Ben olmasam hiçbir şeyin olmaz.”

Birden bütün parçalar birleşmeye başladı.

“Sen neden kaçtın?”

“Çünkü babam bana iki seçenek sundu. Ya susacaktım ya da seni de hayatımdan tamamen çıkaracaktı.”

“Sen nereye gittin?”

Duru gözyaşlarını sildi.

“Önce bir arkadaşımda kaldım. Sonra küçük bir odada yaşamaya başladım. Çalıştım. Hamileliğimi tek başıma geçirdim.”

Bebeğe baktı.

“Doğum yaptığım gün seni aramak istedim.”

“Niye aramadın?”

“Çünkü korkuyordum.”

“Kimden?”

Duru cevap vermeden önce birkaç saniye sustu.

“Babamdan.”

İçim parçalandı.

Kızımın bütün bunları tek başına yaşadığını düşünmek bile nefesimi kesiyordu.

“Bu bebeğin babası kim?”

Duru gözlerini kapattı.

“Annenin yıllardır tanıdığı biri.”

Kalbim hızlandı.

“Kim?”

Duru telefonunu açtı ve bana bir fotoğraf gösterdi.

Fotoğraftaki adamı tanıyordum.

Tayfun’un iş yerinden eski bir arkadaşıydı. Yıllar önce birkaç kez evimizde görmüştüm.

“Bu nasıl mümkün?”

Duru başını eğdi.

“Çünkü onunla ben tanışmadım. Beni o buldu.”

“Ne?”

“Babamın yıllardır sakladığı bazı şeyleri bilen tek kişi oydu.”

Sonra asıl gerçeği söyledi.

Tayfun’un iş yerinde yıllardır yürüttüğü bazı usulsüzlükleri fark eden adam, Duru’ya ulaşmıştı. Tayfun’un yalnızca aile içinde baskıcı biri olmadığını, iş yerinde de başkalarının üzerine borç ve sahte belgeler bıraktığını anlatmıştı

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Reklamlar