Bu cümleyi ilk kez söylediğimde karşımdaki arkadaşımın yüzündeki şaşkınlığı hâlâ unutamıyorum. Bana uzun uzun baktı, sonra elimi tuttu ve “Ne yaptın sen?” diye sordu. O an ona gerçeği anlatmadım. Çünkü bazı hikâyelerde asıl mesele yapılan şey değil, karşındaki insanın yaptığının bedelini ne zaman anlayacağıdır.
Benim adım Derya. Otuz sekiz yaşındayım ve evliliğimin on ikinci yılında, kocamın beni aldattığını öğrendim.
Üstelik bunu bir mesajdan, ruj lekesinden ya da telefonundaki şüpheli bir fotoğraftan öğrenmedim.
Kocam Kerem, gerçeği bana kendi ağzıyla söyledi.
O akşam eve normalden erken gelmişti. Montunu çıkarıp sandalyenin üzerine bıraktı. Yüzünde günlerdir taşıdığı bir yorgunluk vardı. Ben mutfakta çay hazırlıyordum. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra, “Derya, sana söylemem gereken bir şey var,” dedi.
Elimdeki kaşık bardağın içinde kaldı.
“Başka biri var.”
Sanki mutfaktaki bütün sesler bir anda kesildi.
Ona bakıp sadece “Ne zamandır?” diye sorabildim.
“Yaklaşık sekiz aydır.”
Sekiz ay…
Ben o sekiz ay boyunca onun gömleklerini ütülemiş, işe giderken arkasından iyi dileklerde bulunmuş, annesinin doğum gününü hatırlatmış, birlikte yaptığımız gelecek planlarına inanmıştım.
O ise başka bir kadına hayatımızın içinden çaldığı saatleri vermişti.
İlk gece ağlamadım. Kerem, öfkelenmemi bekliyordu. Belki bağıracağımı, eşyalarını kapının önüne koyacağımı, ailesini arayacağımı düşünüyordu.
Hiçbirini yapmadım.
Sadece ona baktım ve “O kadını seviyor musun?” diye sordum.
Kerem başını eğdi.
“Bilmiyorum.”
İşte o iki kelime, bana yıllarca taşıdığım bütün yükten daha ağır geldi.
Ertesi sabah kahvaltıyı yine hazırladım.
Kerem şaşırdı.
“Bunu neden yapıyorsun?”
“Çünkü henüz konuşacak gücüm yok,” dedim.
Ama içimden başka bir şey söylüyordum:
“Henüz seninle konuşacak değilim. Önce bilmediğin şeyleri öğrenmem gerekiyor.”
Sonraki günlerde garip bir sakinliğe büründüm. Kerem, bunun şok olduğunu düşündü. Ben ise onun rahatlamasına izin verdim.
Telefonuna bakmadım.
Peşine düşmedim.
Diğer kadının kim olduğunu sormadım.
Hatta bir süre sonra Kerem, benim konuyu kapattığımı düşünmeye başladı.
İşte tam da bunu istiyordum.
Çünkü evliliğimiz boyunca Kerem’in bana anlattığı her şeyi hatırlıyordum. Banka hesaplarını, yatırımlarını, şirketindeki ortaklıkları, ailesinden kalan arsayı, birlikte aldığımız evin tapusunu… Onun hayatında benim bilmediğim çok az şey vardı.
Fakat ben bir şeyi daha biliyordum.
Kerem, beni sadece aldatmamıştı.
Benden bir şeyler saklamıştı.
Bunu fark ettiğim gece çalışma odasındaki eski evrakları karıştırırken elime bir dosya geçti. Dosyanın içinde aylardır görmediğim bazı banka hareketleri vardı.
Bir hesaba düzenli olarak para aktarılmıştı.
Üstelik bu para, benim haberim olmadan ortak birikimlerimizden çıkıyordu.
İlk başta ne olduğunu anlayamadım.
Sonra o hesabın sahibinin adını gördüm.
Bu markayı asla almayın
İşte Beyninizi Öldüren 11 Gıda!
Gölgede Kalan Gerçek: Ameliyat Masasında Başlayan Hesaplaşma