Kocam dört kişilik ailemizi başka bir kadın yüzünden terk etti—üç yıl sonra onlarla tekrar karşılaştım ve bu mükemmel bir şekilde tatmin ediciydi.

On dört yıllık evlilik, iki çocuk ve sarsılmaz sandığım bir düzen… Hayatımın bir akşamüstü paramparça olacağını asla tahmin etmezdim. O gün mutfakta mercimek çorbası karıştırıyordum. Kapı açıldı. Topuk sesleri duyuldu. Kocam içeri yalnız girmemişti.

Yanındaki kadın uzun boylu, bakımlı ve kendinden fazlasıyla emindi. Beni baştan aşağı süzüp dudak büktü. Küçümseyen bakışlarını hiç unutmuyorum. Ardından eşim, sanki evde tamir edilmesi gereken eski bir eşya varmış gibi soğuk bir sesle boşanmak istediğini söyledi. Çocuklarımızı sordum. Kurduğumuz hayatı sordum. “Üstesinden gelirsin,” dedi sadece. Para göndereceğini, evde ise o kadının kalacağını ekledi.

O gece ağlamaya bile fırsat bulamadan çocukların kıyafetlerini valizlere doldurdum. Gururum kırılmıştı ama anneliğim dimdik ayaktaydı. O evden çıktım. Bir daha asla geri dönmemek üzere.

Boşanma süreci hızlı ve acımasız geçti. Evi sattık. Payıma düşen parayla şehrin daha mütevazı bir semtinde küçük bir daire tuttum. Çocuklarım için güçlü görünmeye çalıştım. Geceleri sessizce ağladım, sabahları gülümseyerek kahvaltı hazırladım. Eski hayatımın küllerinden yeni bir düzen kurmaya çalıştım.

Başta çocuklar için düzenli para gönderdi. Sonra aralar açıldı. Bahaneler başladı. İşler kötüymüş, yatırımları batmışmış. Bir süre sonra para tamamen kesildi. Telefonlara cevap vermemeye başladı. Çocuklar babalarını iki yıldan fazla görmedi. Doğum günlerinde beklediler. Bayramlarda kapıya baktılar. Gelmedi.

Ben iki işte çalıştım. Gündüz bir muhasebe ofisinde, akşamları ise online sipariş paketleme işinde. Yoruldum ama yıkılmadım. Çocuklarım büyüdü. İçimdeki kırgınlık yerini sessiz bir kararlılığa bıraktı.

Ve sonra… Üç yıl sonra, bir sonbahar akşamı marketten çıkarken onları gördüm.

Önce gözlerime inanamadım. O kadın… Bir zamanlar bana tepeden bakan o kendinden emin hali yoktu. Üzerindeki mont eskiydi. Saçları bakımsızdı. Yüzündeki o keskin gülümseme silinmişti. Yanında ise eski kocam vardı.

Ama bu, benim hatırladığım adam değildi.

Kilo almış, omuzları düşmüş, sakalı düzensiz uzamıştı. Üzerindeki ceket eskimişti. En çarpıcısı da gözleriydi. Bir zamanlar kibirle parlayan gözleri şimdi yorgun ve kaygılıydı. Küçük bir elektronik dükkânının önünde tartışıyorlardı.

Yaklaştıkça konuşmalarını duydum.

“Buna paramız yetmez dedim sana!” diyordu kadın sinirle.
“Ben ne yapayım? İşler bitti. Ortak beni dolandırdı!” diye karşılık verdi o.

Ortak mı? Demek ki o büyük yatırımlar, gösterişli planlar… Hepsi çökmüştü.

O an içimde bir şey kıpırdadı. Öfke değil. Zafer de değil. Sadece garip bir sakinlik.

Beni fark etti. Göz göze geldik. Yüzündeki ifade dondu. Şaşkınlık, utanç ve çaresizlik aynı anda belirdi. Kadın da bakışlarımı takip etti. Beni tanıdı. Bu kez küçümseyen bir bakış yoktu.

Elimdeki market poşetlerini daha sıkı tuttum. Dik durdum. Yaklaştım devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar