Hemşire bir süre sessiz kaldı. Sanki söyleyeceği her kelime, yıllardır saklanan bir sırrı yerle bir edecekti.
"Ben beş yıldır bu hastanede çalışıyorum," dedi kısık bir sesle. "Eşiniz her perşembe akşamı buraya gelirdi."
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
"Burası onun tedavi gördüğü hastane değildi ki..."
"Hayır," dedi hemşire. "Bir hastayı ziyaret etmeye gelirdi."
Boğazım düğümlendi.
"Kimi?"
Hemşire gözlerini yere indirdi.
"Aylin Hanım'ı."
O an kulaklarım uğuldamaya başladı. On sekiz yıllık evliliğimiz boyunca hiç duymadığım bir isimdi bu.
"Kim bu kadın?"
"Üç yıl önce ağır bir trafik kazası geçirdi. Uzun süre komada kaldı. Daha sonra bilinci açıldı ama hafızasının büyük bölümünü kaybetti."
Başımı iki yana salladım.
"Ben hiçbir şey anlamıyorum."
Hemşire beni hastanenin küçük bekleme salonuna götürdü. Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta genç bir kadın, Murat'ın yanında gülümsüyordu.
İçimde tarif edemediğim bir acı yükseldi.
"Bu fotoğrafı bana neden gösteriyorsunuz?"
"Çünkü Murat Bey bunu her ziyaretinde cebinde taşırdı."
Dünyam başıma yıkılmış gibiydi.
Murat'ın gizli bir hayatı mı vardı?
Bunca yıl bana yalan mı söylemişti?
Sabaha kadar tek kelime konuşamadım.
Ertesi gün Murat yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Doktor konuşmasının zaman alacağını söyledi.
Ben ise artık tek bir cevap istiyordum.
Akşam üzeri gözlerini tamamen açtı.
Elimi tuttu.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Duydun... değil mi?"
Başımı salladım.
"Evet."
Derin bir nefes aldı.
"Sana bunu yıllarca anlatamadım."
"Neden?"
Çünkü seni kaybetmekten korktum."
O an içimdeki öfke gözyaşlarına dönüştü.
"Aylin kim?"
Murat uzun süre tavana baktı.
"Ben üniversitedeyken bir kız kardeşim vardı."
Şaşkınlıkla doğruldum.
"Kız kardeşin mi?"
"Evet."
"Sen bana tek çocuk olduğunu söylemiştin."
"Çünkü ailem öyle istedi."
Sonra hayatım boyunca unutamayacağım gerçeği anlattı.
Babası yıllar önce büyük bir şirket sahibiydi.
Annesi ise ikinci evliliğini yapmıştı.
İlk evliliğinden olan küçük kızı Aylin, üvey babası tarafından hiçbir zaman kabul edilmemişti.
Evde sürekli dışlanan, sevgisiz büyüyen küçük kız, on sekiz yaşına geldiğinde evi terk etmişti.
Murat onu yıllarca aramıştı.
Tam bulduğunda ise korkunç trafik kazası yaşanmıştı.
"Aylin benim öz kardeşimdi."
Gözlerim doldu.
"Peki neden bana söylemedin?"
"Çünkü babam bana yemin ettirdi. Ailemiz parçalanmasın, geçmiş açılmasın dedi. Ben de sustum."
"Her perşembe..."
"Onu ziyaret ediyordum."
"O seni tanıyor muydu?"
Murat acıyla gülümsedi.
"İlk zamanlar hayır. Hafızasını kaybetmişti. Bana yabancı gibi bakıyordu."
"Sonra?"
"Yaklaşık altı ay önce ilk kez bana 'Abi' dedi."
O anda boğazımdaki düğüm çözüldü.
İçimde büyüttüğüm bütün şüpheler utanca dönüştü gorsele ilerleyin devamı sonraki sayfda....