Kocam sonunda yıllardır yalvarıp yakarcasına istediği oğluna kavuştu – ama


Dört kız çocuğundan sonra, kocam boyunca sürekli yalvarıp yakarcasına istediği oğluna kavuştu – ama yeni doğan oğlumuzu ilk kez kucaklayan sözler söyledi midemi altüst etti.

Mert birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden bana baktı.

Doğum odasında yalnızca bebeklerimizin hafif ağrı sesi duyuluyordu.

Ben'in mücadelesinden onun ağzından gelecek sözler geliyorum.

Sonunda Mert dudaklarını araladı.

"Onu... bana gerçekten verdiler mi?"

Kaşlarımı izledim.

"Ne demek istiyorsun?"

Mert'in gözünü yeniden dağıte kaydedin. Yüzündeki gizemli yerde korkuya bırakılmıştı.

"Bu çocuk..." dedi zorluklarla. "Bu çocuk bizim değil."

O an ne dediğini anlayamadım.

"Ne saçmalıyorsun?"

Mert'in yazdığının resmiyeti. Ellerinin titrediğini ilk kez o zaman farkettiniz.

"Ben bunu belirtiyorum" dedi. "Böyle bir şeyin refahı."

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

"Mert, az önce doktor bize sağlıklı bir oğlumuz olduğunu söyledi. Sen neden böyle konuşuyorsun?"

Bana baktı.

Sonra başınızdı.

"Çünkü bu veriler daha önce görüldü."

İçimden bir şey koptu.

"Ne?"

Mert gözlük tak.

"Yıllar önce."

O anda odadan çıkmak üzereydi. Mert ona giderken tekrar kendisine ait bilgileri istedi. Hemşirelik kayıtlarıyla ilgili bilgiler verdi.

Mert, oğlumuzun yanına gitti.

"Ben web reum."

Ne söyleyişimi bilemedim.

"Kimdenssun?"

Mert derin bir nefes aldı.

"Babamdan."

Bir süre sessiz kaldım.

Kayınpederimi yıllar önce kaybetmiştik. Mert onunla çok yakın olduğunu anlatıyordu. Ailenin ama oğullarının takıntısının arkasında olduğunu hiç düşünmemiştim.

Mert engelli sandalyeye oturdu.

"Babam, çocukluğumdan beri bana aynı şeyi söylüyordu. 'Bir gün erkeksi şartı bu aile ısırıcı.'"

Başımım.

"Ne ailesi?"

"Bizim ailemiz."

Mert'in sesi titr etmedi.

"Babamın çok değeri verdiği bir soyadımız vardı. Ama aslında mesele soyadı değildi."

"Öyleyse?"

Mert cebinden telefonunu çıkardı. Ekranda eski bir fotoğraf açıldı.

Fotoğrafta genç bir adam ve yanında küçük bir çocuk vardı.

Adamın elinde bir bebek taşıdığını gördüm.

"Bu babam," dedi Mert.

Fotoğrafa biraz daha dikkatli baktım.

"Yanındaki çocuk kim?"

Mert cevapladı.

Fotoğrafı büyüttü.

Sonra bana gösterdi.

"Bendim."

Bir süre sonra başka bir fotoğraf açıldı.

Bu kez daha eskiydi.

Bir kadın ve kucağında yeni doğan bir erkek bebek vardı.

Kadının gününü tanımıyordum.

"Bu kim?"

Mert'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

"Babamın ilk eşinin kız kardeşi."

"Ne?"

"Ben doğmadan önce ailemizde başka bir erkek çocuk vardı."

Kalbimturtı.

Mert devam etti.

"Babamın ilk evliliğinden bir oğlu olmuş. Ama çocukların birkaçı ayda ölürken."

Bir süre sessiz kaldı.

"Babam bunu hiçbir zaman kabullenemedi. Yıllarca o çocuğun yerine başka bir oğul koymaya çalıştı. Sonra ben doğdum."

"Yani seni onun yerine mi koydu?"

Mert başını döndür.

"Benim adım bile o çocuk için ayrılmış isimden ilham alarak koymuş."

İlk kez Mert'in yıllar süren evlat takıntısının gerçek gelişiminin kapsamlılığı başlıyor.

Ama hâlâ bir şeydi.

"Sen neden bunu bana hiç anlatmadın?"

Mert yüzüme baktı.

"Çünkü babası öldükten sonra onun gibi olacağım."

"Ve yine de dört kızımız oldu diye durmadın."

Bu sözüm üzerine başının öne eğdi.

"Haklısın."

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Onun kızının doğduğunda onları sevmediğim için hayal kırıklığına uğradım. Asıl korktuğum şeyin babasının evinde kafamda dinliyordu."

Boğazımdüğündi.

"Ne diyordu?"

Mert gözlük sildi.

"Bir erkek çocuğu yoksa, eksiksin."

Bu cümlenin içinde yankılanmış gibi hissettirdi.

Mert'in gözleri kapandı.

"Ben de uzun süre onun söylediğinden kaçtığımı sanıyordum. Meğer aynı şeyleri kendi çocuklarıma yaşatıyormuşum."

Bebeğimiz yeniden ağlamaya başladı.

Mert hemen uyandı.

Hemşire onu kucağına verdi.

Bu kez Mertoğlumuzun göğsünün bolluğu bastırıldı.

Uzun süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra bebeğimizin alnından öptü.

"Sen benim soyadımı devam ettirmek için araştırma yapamadın" diye fısıldadı. "Benim çocuğum olduğu için de gelemedin."

...

"Sen sadece sen olduğun için varsın."

Mert'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Ama hala anlayamadığım bir şey vardı.

"Az önce neden 'Bu çocuk bizim değil' dedin?"

Mert bir an durdu.

Sonra bu.

"Çünkü ilk baktığımda babamı gördüm."

kontur g s.

Günlüklerde Mert'in çocukluk fotoğraflarındaki gözlere çok benzerdi.

Ama bu beni daha da şaşırttı.

"Yani?"

Mert başını döndür.

"Yani uzun yıllar boyunca oğul istememin nedeninin genetik olduğunu sanıyordum. Sanki bana benzeyen bir çocuk olursa geçmişi düzeltebileceğim şifrem."

Sonra bana baktı.

"Ama şimdi yaptığın çocuğun bana benzemesi gerekmiyor."

O gece hastanedeyken eve döndüğümüzde evimizde her şey daha sessizdi gorsele do'kunun detayları diger sayfada....
Reklamlar