Kocamın vefatından sonra şehirdeki daireyi satıp, ailemden kalan eski köy evine taşındım.

Kocamı kaybettikten sonra şehirdeki daireyi satıp ailemden kalan eski köy evine taşındım. Köyün en ucundaydı ev; arkasında uçsuz bucaksız bir orman başlıyordu. Gündüzleri sakinlik insana iyi geliyordu. Sobayı yakıyor, eşyalarımı yerleştiriyor, avluda dolaşıp toprağın kokusunu içime çekiyordum. Yalnızlığı kabullenmeye çalışıyordum.

Ama akşam çökünce her şey değişiyordu. Orman bir perde gibi hızla kararıyor, rüzgâr tarlaların üzerinden uğuldayarak gelip evin duvarlarına çarpıyordu. Geceleri dalların kırılma sesi, uzaklardan gelen uzun ulumalar, bazen de keskin çığlıklar duyuyordum. Ayaz pencereleri titretiyor, kapı rüzgârın baskısıyla inliyordu. Çoğu gece lambayı söndürmeden oturuyor, karanlığı dinliyordum.

O gece fırtına her zamankinden şiddetliydi. Rüzgâr adeta evi yerinden sökmeye çalışıyordu. Tam sobanın başında dalgın dalgın otururken bir uluma duydum. Diğerlerinden farklıydı; daha yakındı, daha derin ve uzundu. İçimde bir ürperti yükseldi. Pencereye yürüdüm.

Kapının hemen önünde dört kurt duruyordu.

Ne sağa sola koşturuyor ne de saldırgan bir tavır sergiliyorlardı. Başları hafifçe eğik, gözleri evin içindeki ışığa sabitlenmişti. Tüyleri kırağıyla kaplanmış, bedenleri rüzgârın önünde hafifçe sallanıyordu. Açlıktan çok yorgun görünüyorlardı. Sanki fırtına onları oradan oraya savurmuş, son çare olarak benim kapıma getirmişti.

Uzun süre tereddüt ettim. Mantığım bunun delilik olduğunu söylüyordu. Ama içimde tuhaf bir acıma duygusu vardı. Kapıyı araladım ve geri çekildim.

Kurtlar ağır adımlarla, teker teker içeri girdiler. Etrafı kokladılar. Masaya, dolaplara, bana saldırmadılar. Biri kapının yanına uzandı. Biri pencerenin dibine çöktü. Üçüncüsü sobaya yakın bir yere kıvrıldı. Dördüncüsü ise odanın içinde dolaşıp zemini uzun uzun kokladı, hatta bir noktayı hafifçe tırmaladı. Sonra o da yere uzandı.

O gece gözümü doğru düzgün kapayamadım. Ara ara tırmalama sesleri duydum. Tahtaların altında bir şey varmış gibi eşeliyorlardı. Ama havlamadılar, hırlamadılar. Sabah olduğunda her şeyin biteceğini düşündüm.

Güneş doğduğunda evin içindeki sessizlik beni uyandırdı. Fırtına dinmişti. Kurtlar görünürde yoktu.

Yatağımdan kalkıp salona geçtiğimde kalbim sıkıştı.

Zeminin birkaç yerinde tahtalar sökülmüştü. Girişe yakın olan bölüm neredeyse tamamen açılmıştı. Toprak ortaya çıkmış, yer yer kazılmıştı. Önce öfkelendim. Evi mahvetmişlerdi. Tam hasarı incelemek için eğildiğim sırada toprağın içinden çıkan bir şeyi fark ettim devamı icin sonrki syfaya gecinz...

Reklamlar