Nişanlım Selin’e doktorlar SADECE BİR AY ÖMRÜ kaldığını söyledikten sonra bile onunla evlendim. Cenazesinden sonra avukatı bana,

"Hayır... Selin... Bunca yıldır bana nasıl yalanlanabilirdin?" diye bağırdım.

Avukatı hiçbir şey söylemeden karşımda koltuğa oturdu. Yüzündeki ifade, sanki bu anın yıllık uzun süre bildiğini biliyormuş.

Kutunun içinden eski bir zarf, küçük bir USB bellek ve birkaç fotoğraf çıktı.

En üstteki zarfın üzerinde yalnızca adım yazıyordu.

El yazısını hemen tanıdım.

Parmaklarım titreyerek zarfları değişiyor.

İçinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.

İlk bölümün anda gözlerim doldu:

"Sevgilim, eğer bu mektubu okuyorsan, demek ki sana söyleyebildiğim cesaret edebildiğim şeyleri artık kendim anlatamam."

Sandalyeye oyun.

Mektubu okumaya devam ettim.

Selin, insanların yaşadığı gün bana her şeyi anlatmadığını yazmıştı.

Doktorların dört ila altı haftalık süre doğruydu dedi.

Ama kanserin bu kadar hızlı ilerlemesinin arkasında başka bir gerçek vardı.

Aylar önce ilk şikayetleri olmuştu Selin bazı testler yaptırmıştı.

Sonuçların gerçekleşmesinde ciddi olduğu anlaşılmıştı.

Fakat bana söylememişti.

Çünkü o sırada benim sahip olduğum çok önemli bir karar vermem gereken bir dönem vardı.

Mektupta şöyle yazmış:

"Sana gerçeği hemen söyleseydim, benim için ondan vazgeçeceğimi belirtmiştim. Bunu reddetmeyi reddettim."

Gözyaşlarım kâğıdın üzerine düştü.

Ama asıl büyük sır henüz gelmemişti.

Selin, insanların öğrendiği ilk haftalarda benim hakkımda bazı şeyleri keşfetmeyi yazmıştı.

Bir gün benim eskimi aksesuarlarımı düzenlerken, yıllar önce kaybettiğimi sandığım bir fotoğraf bulmuştu.

Fotoğrafın arkasında annemin el yazısıyla yazılmış bir yoktu.

Selin o sayesinde benim yıllardır bilmediğim bir gerçeği öğrenmişti.

Ben küçükken onların bizi terk ettiğini sanıyordum.

Annem de bana onun yaşadığını söylemişti.

Ama gerçek bambaşkaydı.

Babam öldü.

Yıllar önce ailemizi terk etmiş ve başka bir şehirde yeni bir hayat kurmuştu.

Selin, onu bulmuştur.

Ve bunu bana söylememesinin ilk başta anlayamadım.

Mektubun devamında şöyle yazıyordu:

"Onu bulduğumda senden özür dilemek istedi. Ama seninle görüşmeye hazır değildim sinirlerim. Sonra hastalığımı öğrendim ve zamanımın çok az kaldı."

Başımı değiştirdim avukata baktım.

"Babam nerede?" diye sordu.

Adam derin bir nefes aldı.

"Selin onu buldu. Hatta onunla birkaç kez görüştü."

Kalbimin yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

"Benim babamla mı?"

Avukatın başı sallanıyor.

"Selin, ölümünden önce onunla konuştu. Size ulaşmasını istemediğini söyledi. En az siz hazır olana kadar."

Kutudan sonra küçük bir fotoğraf yayınlandı.

Fotoğrafta yaşlı bir adam vardı.

Adamın günü boyunca, yıllar boyunca görmediğim halde onu tanıdım.

Babamdı.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

"Bazen bir film sürecinin ortaya çıkması, onun sevgisinin de yok olduğu anlamına gelmiyor."

Ama Selin'in sıradan hikayesi en büyük sürpriz değildi.

USB belleğindeki taktığımda bilgisayarda tek bir video görüntüsü görüldü.

Dosyanın adı:

"Bunu düğünümüzden sonra izle."

...

Videoyu açtım.

Selin'in karşı karşıya gelmesiydi.

Saçları dağınıktı. Yüzü solgundu ama gözlerinde o makinelerin özellikleri vardı güzelce do'kunun detayları diğer sayfda....

Reklamlar