Fotoğrafın arkasında annemin el yazısıyla yazılmış bir not vardı.
Selin o not sayesinde benim yıllardır bilmediğim bir gerçeği öğrenmişti.
Ben küçükken babamın bizi terk ettiğini sanıyordum.
Annem de bana onun öldüğünü söylemişti.
Ama gerçek bambaşkaydı.
Babam ölmemişti.
Yıllar önce ailemizi terk etmiş ve başka bir şehirde yeni bir hayat kurmuştu.
Selin, onu bulmuştu.
Ve bunu bana söylememesinin nedenini ilk başta anlayamadım.
Mektubun devamında şöyle yazıyordu:
"Onu bulduğumda senden özür dilemek istedi. Ama senin onunla görüşmeye hazır olmadığını düşündüm. Sonra hastalığımı öğrendim ve zamanımın çok az kaldığını anladım."
Başımı kaldırıp avukata baktım.
"Babam nerede?" diye sordum.
Adam derin bir nefes aldı.
"Selin onu buldu. Hatta onunla birkaç kez görüştü."
Selin onu buldu. Hatta onunla birkaç kez görüştü."
Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
"Benim babamla mı?"
Avukat başını salladı.
"Selin, ölümünden önce onunla konuştu. Size ulaşmasını istemediğini söyledi. En azından siz hazır olana kadar."
Sonra kutudan küçük bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta yaşlı bir adam vardı.
Adamın yüzüne baktığımda, yıllardır görmediğim halde onu tanıdım.
Babamdı.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
"Bazen bir insanın hayatından çıkması, onun sevgisinin de yok olduğu anlamına gelmez."
Ama Selin'in bana bıraktığı en büyük sürpriz bu değildi.