O, fırtınada mahsur kalan 12 kamyon şoförü

O, fırtınada mahsur kalan 12 kamyon şoförü için lokantasının kapısını açtı! Ama 48 saat sonra yaşananlar tüm kasabayı şaşkına çevirdi… Fırtına, Değirmenköy’e kimsenin beklemediği kadar hızlı çöktü.
Küçük lokantamın otoparkına vardığımda kar lapa lapa yağıyor, yollar çoktan bembeyaz olmuştu. O gece dükkânı açmayı hiç düşünmüyordum; dışarıda olmak fazlasıyla tehlikeliydi.
Tam geri dönecekken yol kenarına dizilmiş 18 tekerlekli kamyonları fark ettim. Farları, savrulan kar tanelerinin arasından güçlükle seçiliyordu. Rüzgâra karşı durmaya çalışan on iki adam, birbirine sokulmuş halde bekliyordu.
İçlerinden biri kapımı çaldı. Sakalı buz tutmuştu, gözleri uykusuzluktan kan çanağı gibiydi.
“Abla,” dedi, “bizi içeri alıp bir kahve içmemize izin verir misin? Saatlerdir yoldayız. Yollar kapandı. Bu gece buradan çıkamayacağız.”
Bir an duraksadım.
Lokantayı tek başıma işletmek zaten zordu; on iki aç kamyon şoförü ise gözümü korkutmuştu.
Ama yüzlerine baktım. Yorgundular, endişeliydiler ve sadece biraz sıcaklık istiyorlardı.
Büyükanmenin sözü aklıma geldi:
“Kararsız kaldığında, insanları doyur.”
Kapıyı açtım, ışıkları yakıtım ve hepsini içeri davet ettim.
Ve işte her şey… tam da o andan sonra başladı.
Kapı kapandıktan sonra rüzgârın uğultusu camların ardında kaldı. İçeri girer girmez adamların omuzları biraz olsun düştü; sanki fırtına sadece dışarıda değil, içlerinde de kopuyordu. Montlarını sandalyelerin arkasına astılar, ellerini kaloriferin üstünde ovuşturdular. Birkaçının parmakları morarmıştı.
“Önce sıcak bir çorba,” dedim. “Sonra kahve.”
Göz göze geldiler. Kimse itiraz etmedi. O an anladım ki açlıktan çok, birinin onlara “buradasınız ve güvendesiniz” demesine ihtiyaçları vardı.
Tencereyi ocağa koydum. Mercimek çorbasıydı; lokantamın en sade ama en içten yemeği. Bir yandan kepçeyi karıştırırken, bir yandan da arkamdan gelen konuşmaları dinliyordum. Kimi Konya’dan çıkmıştı, kimi Samsun’dan. Yükleri vardı ama aceleleri kalmamıştı; yollar kapanmıştı bir kere.
Çorbalar masaya indiğinde lokantada bir sessizlik oldu. Kaşık sesleri dışında hiçbir şey duyulmuyordu. Sonra biri derin bir nefes aldı.
Haberin devamını okumak için sonraki sayfaya geçiniz…
Reklamlar