Oğlum Tarık ve gelinim Buse ile aynı evde yaşıyorduk, eşim rahmetli olunca beni yalnız bırakmak istemediler sağ olsunlar. Buse melek gibi kızımdı, her sabah kahvemi yatağıma getirir, annecim sen yorulma sen bizim baş tacımızsın derdi. Emekli maaşımı her ay Tarık çeker, anne masraflar çok ev kredisi ödüyoruz bu ay da bende kalsın derdi, hiç sesimi çıkarmazdım, helali hoş olsun derdim. Son zamanlarda Buse'nin tavırları biraz değişmeye başlamıştı, evde misafir varken beni odamdan pek çıkarmamaya, anne sen yorulma içeride televizyon izle diyerek beni sürekli arka odaya itmeye başlamıştı. Bir gün bana annecim sana harika bir sürprizimiz var, eklem ağrılarına çok iyi gelecek lüks bir termal tesiste sana yer ayırttık, kraliçeler gibi dinleneceksin dediler. O kadar sevindim ki, beni ne kadar çok düşündüklerini sanıp dualar ettim. Eşyalarımı hazırladılar, yola çıktık. Arabadan indiğimizde kapısında "Özel Bahar Huzurevi" yazan büyük bir binanın önüne geldik. Şaşkınlıkla Tarık'a baktım, burası termal tesis mi oğlum dedim. Gözlerini kaçırdı, annecim burası bakım merkezi, biz evde tadilat yapacağız sen bir süre buradasın deyip eşyalarımı girişe bıraktı ve hızla arabaya binip kaçar gibi uzaklaştılar. İçerideki ilk günümde perişan halde ağlarken, odamı paylaştığım Müzeyyen Hanım yanıma geldi. Üzülme kader arkadaşım, benim gelinim de beni yıllar önce buraya attı ama benden para koparmak için her pazar gizlice ziyaretime gelir dedi ve bana komodinindeki fotoğrafı gösterdi. Fotoğrafa bakınca beynimden vurulmuşa döndüm, fotoğraftaki kadın benim gelinim Buse'ydi! O an Müzeyyen Hanım'ın yatağının üzerinde duran ve Buse'nin ona bugün getirdiği çantayı fark ettim. Çantanın fermuarı aralıktı ve içinde oğlumun...
...bana rahmetli babasından yadigâr kalan ve yıllardır asla yanımdan ayırmadığım altın köstekli saati duruyordu! Evden çıkarken Buse, "Annecim termalde odada çalınır, evde kasada dursun, sen merak etme" diyerek boynumdan kendi elleriyle usulca çıkarmıştı. Gözlerime inanamıyordum, dizlerimin bağı çözüldü. Titreyen ellerimle usulca çantaya uzandım ve o saati avuçlarımın arasına sıkıca aldım. Müzeyyen Hanım şaşkınlıkla dolu gözlerle bana bakıyordu. "O altın saat senin mi yoksa?" dedi titrek bir sesle. Gözyaşlarım kırışık yanaklarımdan sessizce süzülürken sadece yutkunarak başımı sallayabildim. Boğazım düğümlenmişti, tek bir kelime bile ağzımdan çıkmıyordu gorsele ilerlyn devamı sonrki syfada....
Son mesajları ortaya çıktı
En sağlıklı sebze
İncir ve zeytinyağı ile bağırsak