Öksüz Çocuğun 100 Umut Tavşanı Çöpe Atıldığında, Babasının Getirdiği Tek Bir Kağıt Parçası Her Şeyi Değiştirdi

Torunum Kerem, bu hayattaki en büyük sınavını henüz dokuz yaşındayken verdi. İzmir’in o sıcak, insanı sarıp sarmalayan yaz akşamlarında bizim evimizde artık ölüm sessizliği vardı. İki yıl önce, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde uzun bir yoğun bakım sürecinin ardından oğlum Murat’ın ilk eşi, canım gelinim Ceren’i kaybettik.

Ceren sadece bir anne değildi; bu ailenin tutkalı, Kerem’in nefesiydi. O gittikten sonra Kerem’in içindeki o cıvıl cıvıl çocuk da onunla birlikte toprağa girdi.

Kerem o günden sonra sessizliğe gömüldü. Eski kahkahaları, bisiklete binme hevesi, dondurma için peşimde koşmaları bıçak gibi kesildi. Sadece annesinin eşyalarına tutunuyordu. Özellikle de Ceren’in son günlerinde bile elleriyle ördüğü, hala onun kokusunu taşıyan o yün hırkalara… Onları yanından hiç ayırmaz, o hırkalara gömülüp uyurdu.

Reklamlar