Otobüsteki serseriler

Yağmurlu bir cuma günü, trafiğin felç olduğu o bunaltıcı saatlerde, tıklım tıklım dolu olan belediye otobüsünde hava adeta kurşun gibi ağırdı. İnsanlar ıslak paltoları ve yorgun yüzleriyle bir an evvel evlerine ulaşmaya çalışırken, otobüsün ön kapısı zorlukla açıldı ve içeriye Selma bindi. Sekiz aylık hamileydi; karnı burnunda, elinde ağır bir hastane dosyası ve yüzünde tarif edilemez bir yorgunluk vardı. Otobüs her fren yaptığında dengesini sağlamak için soğuk demirlere sıkıca tutunuyor, alnından süzülen terleri silmeye çalışırken nefes nefese kalıyordu.

Hemen önündeki öncelikli koltuklarda, üzerlerinde pahalı marka ceketler bulunan, saçları özenle taranmış yirmili yaşlarının başında üç serseri oturuyordu. Ellerindeki son model telefonlara bakıp yüksek sesle gülüşüyor, etraflarındaki kalabalığı zerre kadar umursamıyorlardı. Selma, derin bir nefes alarak serserilere doğru hafifçe eğildi. "Çocuklar, çok afedersiniz. Ayakta duracak hiç halim yok, rica etsem biriniz bana yer verebilir mi?" diye sordu kibar ve mahcup bir sesle.

Gençlerden biri, telefonundan başını kaldırıp Selma’yı baştan aşağı küçümseyerek süzdü. Ardından yanındaki arkadaşına dönüp alaycı bir kahkaha attı. "Abla, hamile kalmadan önce taksi parasını hesaplasaydın. Biz sabahtan beri çok prestijli bir şirketin zorlu mülakatlarındaydık, ayaklarımıza kara sular indi. Şimdi senin yüzünden ayakta mı dikilelim?" dedi küstahça. Diğer genç de geri kalmadı, "Madem ayakta duramıyorsun, özel aracınla git. Burası toplu taşıma, herkes eşit!" diyerek kahkahayı bastı.

Otobüsteki diğer yolcular rahatsızca homurdandı ama kimse bu densiz serserilerle ağız dalaşına girmek, o yorgunluğun üstüne kavga etmek istemiyordu. Selma utançtan kıpkırmızı oldu, gözleri doldu. Başını öne eğip ağırlaşmış bedeniyle bir adım geri çekildi. Serseriler ise bu sessizliği bir zafer sanıp birbirlerine yumruk tokuşturdular. Ne kadar zeki ve başarılı olduklarından, pazartesi günü Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birinde, Karahanlı Şirketler Grubu'nda başlayacakları o lüks kariyerden bahsetmeye devam ettiler. Geleceğin yöneticileri olacaklarını, herkesin onlara saygı duyacağını ve yakında altlarına çekecekleri lüks arabaları yüksek sesle, böbürlenerek anlatıyorlardı devamı sonraki syfada....

Reklamlar