Melis beni yeni fark etmiş gibi dramatik bir hareketle elini titretti ve portakalı Burak’ın pahalı pantolonuna düşürdü. Mükemmel şekilde kurgulanmış bir mahcubiyetle Burak’ın bacağını silmeye başladı. Burak onun bileğini tutup durdurdu, ardından bana dönerek bakışlarını üzerime dikti.
“Neden orada dikiliyorsun Defne?” dedi soğuk bir sesle. “Arkadaki ekip yerine geçsin.”
“Burası benim koltuğum, Burak.”
Derin bir iç çekti. “Melis’in mide bulantısı var, ön sıranın daha sarsıntısız olacağını söyledim. Sen arka tarafa, ailemin yanına geç.”
Üçüncü sırada oturan kayınvalidem lafa karıştı: “Olay çıkarma Defne. Kızcağız sabaha kadar Burak’ın projesi için çalıştı, biraz anlayış göster.”
Melis gözyaşları içinde ayağa kalktı: “Defne Hanım çok özür dilerim, ben en arkada wc yanında da otururum…” Ayağı takılmış gibi yapıp Burak’ın omzuna tutundu. Burak onu belinden yakalayıp bana sertçe çıkıştı: “Dört yıllık evlilikten sonra hâlâ şımarık bir çocuk gibi davranmayı bırak!”
O an kararımı verdim. Burak için kariyerini, finansal gücünü ve ailesinin desteğini seferber eden kadın artık yoktu. Şirketi kurarken babamdan habersiz transfer ettiğim 1,5 milyar liralık faizsiz kredi, ağabeyimin geliştirdiği ve ücretsiz lisansladığı 13 kritik teknoloji patenti… Hepsini onun başarısı için sunmuştum. Ama o bunu bir hak olarak görüyordu.
“Haklısın Burak,” dedim sakince. “Madem Melis Hanım bu kadar hassas, koltuk onun olsun.”
Arkamı döndüm, valizimi aldım ve uçak kapısına yürüdüm. Burak arkamdan bağırdı ama dönmedim. Uçaktan inip terminale geçtim. Beni karşılayan kaptana uçuşumu iptal ettiğimi söyledim. Uçak, Soydan Holding’in büyük hissedarı olduğu hava yolu şirketine aitti; yani asıl güç zaten benim elimdeydi.
Hemen Soydan Holding’deki makamıma geçip avukatım Barış Bey’i çağırdım. Boşanma dilekçemi çıkardım ve 1,5 milyar liralık borcun derhal tahsil edilmesi ile 13 teknoloji patentinin lisansının iptal edilmesi talimatını verdim.
O sırada Bodrum’daki lüks otele varan Burak, yanında ailesi ve stajyeriyle akşam yemeğindeyken şirket yöneticilerinden gelen telefonla sarsıldı. Yatırımcılar fonları çekmiş, üretim hattı durdurulmuştu. Masadaki neşeli hava bir anda dehşete dönüştü…Burak panik içinde elindeki tableti açtığında, avukatımın gönderdiği ihtarname ve boşanma evraklarıyla karşılaştı. 72 saat içinde 1,5 milyar lirayı ödemezse tüm mal varlığına el konulacaktı. Stajyer Melis teselli etmek için dokunmaya çalıştığında Burak onu sertçe itti. Öfkeyle beni aradı.
“Defne sen çıldırdın mı? Bir koltuk yüzünden şirketimi mi batıracaksın?” diye bağırdı.
“Bu bir koltuk meselesi değil Burak,” dedim. “Sen benim desteğimi kendi başarın sandın. Ailemin servetini kendi malın gördün. O para bir borçtu, o patentler de aileme ait. Sana kurduğum kariyeri şimdi geri alıyorum.”
İki gün sonra Burak sağanak yağmur altında holding binamıza geldi. Tüm bankalar yüzüne kapıyı kapatmıştı, çünkü finans sektöründe Soydan ailesinin ağırlığı tartışılmazdı. Kapıda bekletildikten sonra sırılsıklam halde odama girdi. Ağabeyimle satranç oynuyorduk.
Dizlerinin üzerine çöküp yalvarmaya başladı: “Lütfen patentleri geri ver, şirketi kurtarayım. Seni her şeyin başına geçireyim.”
“Sen hâlâ pazarlık yapıyorsun,” dedim. Boşanma evraklarını önüne koydum. “İmzala. Fabrikadaki işçilerin mağdur olmaması için tesislere Soydan Yeşil Enerji olarak biz el koyacağız.”
Çaresizce imzaladı. Şirketinin %90 hissesini kaybetti. Yapılan iç denetimde stajyer Melis’in şirket sırlarını sızdırdığı da ortaya çıktı ve Melis hakkında yasal işlem başlatıldı. Burak ise usulsüz harcamaları yüzünden iş dünyasından tamamen silindi.
Aylar sonra court kararından çıkarken Burak merdivenlerde üzerindeki bol takımla beni bekliyordu. “Her şeyimi kaybettim,” dedi fısıltıyla.
“Sana mühendis olarak mütevazı bir yaşam süreceğin kadar pay bıraktım,” dedim ve arabama bindim. “Ama seni sadece sevdiği için destekleyen o kadın o uçakta öldü.”
Yıllar sonra dev bir uluslararası projeyi yöneten bir CEO olarak katıldığım bir seminerde Burak’ı gördüm. Küçük bir stantta ucuz parçalar satmaya çalışıyordu. Bakışlarımız kesişti; gözlerindeki pişmanlığı görüp başını önüne eğdi. Onu arkamda bırakıp özel jetimin penceresinden gökyüzünü izlerken gülümsedim. Gelecek artık tamamen benim kontrolümdeydi.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.