Muğla'nın Bodrum ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar'ın son röportajı yürekleri dağladı. Muhtar'ın, "Her şey benim’ derken bir anda hayatta hiçbir şeyiniz kalmıyor. Etrafımdaki herkes elimdeki her şeyi aldı." sözleri yürekleri dağladı.
Uzun yıllar televizyon ekranlarında görev yapan Reha Muhtar, dört gün önce yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Bodrum'daki özel bir hastaneye başvurmuştu. Doktorlar tarafından yapılan kontrollerin ardından Muhtar, kalp yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alınmıştı. Muhtar'ın bugün sabah hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği öğrenildi.
Reha Muhtar’ın vefatından önce verdiği son röportaj sevenlerini derinden üzdü. Bir dönemin en güçlü medya figürlerinden biri olan Muhtar'ın, hayatının son döneminde yaşadığı yalnızlık ve kırgınlık ifadelerine yansıdı.
"ETRAFIMDAKİ HERKES ELİMDEKİ HER ŞEYİ ALDI"
Son röportajında yaşadığı büyük hayal kırıklığını dile getiren usta televizyoncu, "Her şey benim’ derken bir anda hayatta hiçbir şeyiniz kalmıyor. Etrafımdaki herkes elimdeki her şeyi aldı" sözleriyle dikkat çekti. Türk televizyon tarihine damga vuran Reha Muhtar, arkasında sitem dolu bu cümleleri bırakarak aramızdan ayrıldı.
''HASTALIĞINI KABUL ETMEK İSTEMEDİ''
Ünlü televizyoncu Muhtar'ın son günlerini anlatan Serengil; duygusal mesajında ''Reha Muhtar... Türkiye'nin gördüğü en büyük anchormanlerden biri. Bir dönemin sesi, bir dönemin yüzü, bir dönemin hafızası... Ekranın karşısında milyonlar onu izledi. Haberi sunmadı sadece; yaşattı. Cümleleriyle, vurgularıyla, heyecanıyla televizyon haberciliğine kendi imzasını attı. Gazeteciliği, entelektüel birikimi ve mesleğine olan tutkusu her zaman tartışılmazdı. Benim hayatıma girdiği noktada maalesef hem mental hem de bedensel sağlığını yavaş yavaş kaybetmeye başladığı bir süreçti.. En büyük savaşı belki de kendisiyleydi. Hastalığını kabul etmek istemedi, doktora gitmeyi çoğu zaman reddetti. Kendi doğrularıyla yaşadı, kendi kurallarıyla mücadele etti ve yine kendi bildiği gibi gitti'' ifadelerini kullandı.
'HAYATTA EN ÇOK ÇOCUKLARINI SEVDİ''
66 yaşındaki yakın dostunun ölümünün ardından uzun bir veda mesajı yazan Serengil; birlikte oldukları fotoğrafları ''Hayatta en çok çocuklarını sevdi... Sonra da Beşiktaş'ı. Onun gözlerinde çocukları her şeyden önce gelirdi. Sağlığının bozulduğu dönemlerde çocuklara bakamayacak duruma geldiğinde ve bunu ona söyleyen ben dahil herkese söyledikleriyle, tepkileriyle çevresindekileri üzse de kimse ona durumunu bildiğinden kalpten kızamadı. Ben de zaman zaman onun kızgınlığından nasibimi alanlardan biriydim. Bazen beni de azarladı, bazen kırdı. Durumunu ve sağlığının bozukluğunu ve karakteristik yapısını çok iyi bildiğimden hiçbir zaman alınmadım. Çocukların sağlığı ve yararı onun için de her şeyden önemliydi o yüzden beni zamanla anlayacaktı biliyorum.. Bugün Deniz ağlayarak beni aradı karşılıklı telefonda ağlaştık ne adamdı hepimize neler yapardı yine ona kızamazdık.. Deniz, 'İnsan böyle bir durumda güzel günleri güzellikleri hatırlıyor Allah onu affetsin' dedi. Çünkü ölüm, bütün kırgınlıkların önüne geçen bir sessizlik bırakıyor insana... Bugün bir gazeteci değil sadece; bir baba, bir Beşiktaşlı, bir televizyon efsanesi ve hayatımıza iz bırakmış bir insan uğurlanıyor. Allah tüm günahlarını affetsin. Çocuklarına sabır, onu sevenlere güç diliyorum. Ve sana da hakkımı helal ediyorum Reha Muhtar. Hoşça kal. İyi akşamlar Türkiye... Ve şimdi... Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan'' notuyla yayımladı.
DOĞUŞ'TAN DİKKAN ÇEKEN AÇIKLAMA
Reha Muhtar'ın ölümünün ardından şarkıcı Doğuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla dikkat çekti.
Ünlü şarkıcı, henüz 15 yaşındayken sokaklarda kaldığı dönemde evlenmek istediği kızın ailesi tarafından darp edildiğini ve ardından haksız yere üç ay cezaevinde kaldığını belirtmişti. Reha Muhtar'ın ise köşesinde kendisini suçlu gibi lanse ettiğini belirten Doğuş, Reha Muhtar'a karşı kırgınlık beslemişti.
'HAKKIMI HELAL ETTİM''
Sosyal medyadan yeni bir paylaşım yapan Doğuş, "Ben, 'Öbür tarafta hesaplaşacağım' demiştim. Lakin bu hastalığı beni de çok üzmüştü. Ben hakkımı helal ettim, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun" diye konuştu.
REHA MUHTAR KİMDİR?
Reha Muhtar, 21 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul'de dünyaya geldi. İlk orta ve liseyi TED Ankara Koleji'nde bitirdi. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu'nda tamamladı.
1980 yılında gazeteciliğe başladı. 1981 yılında girdiği Milliyet gazetesinin Ankara bürosunda, dış politika ve siyaset alanlarında muhabirlik yaptı. TRT'ye geçen Muhtar, Atina, Yunanistan'da TRT muhabiri olarak çalıştı. Atina yıllarında Yunanistan briç şampiyonu oldu. 1991 yılında "Ateş Hattı" programını hazırlamaya başladı. 1993 yılında TRT'den ayrılıp Kanal D'ye geçti. 1994 yılında yeniden TRT'ye döndü. 1995 yılında TRT'den ayrılıp Star TV'ye geçse de kısa süre sonra bu kanaldan da ayrılıp Kanal D'ye döndü.
1996 yılında Kanal D'den tekrar ayrılıp Show TV'ye geçerek ana haber sunucusu ve haber genel yayın yönetmeni olan Reha Muhtar, 2000 yılında Akşam gazetesinde yazmaya başladı. 2002 yılında Show TV ve Akşam gazetesinden ayrıldı, Star TV'ye geri döndü. 2003 yılında Star TV'yi bırakan Muhtar, Star gazetesinde bir süre yazarlığa devam etse de aynı yıl içerisinde Star Medya Grubu'ndan ayrıldı.
İKİZ ÇOCUKLARI BULUNUYOR
Muhtar, 2004 yılında ATV'ye geçerek Akademi Türkiye jürisi oldu ve Sabah gazetesinde yazmaya başladı. 2006 yılında Ciner Medya Grubu'ndan ayrıldı, Show TV'de Metin Uca ile beraber PişşTi adlı programını sundu. Ancak aynı yıl içerisinde Show TV'den ayrılarak Vatan gazetesinde yazmaya başladı. 2007 yılında FOX'a geçerek Çapraz Ateş programını sundu, aynı yıl programın bitmesiyle bu kanaldan ayrıldı. 3 kere Show TV'ye dönerek yarışma sunucusu oldu ve tekrar ayrıldı. 2009 yılında CNN Türk'te "Çok Farklı" programını yaptıktan sonra Kanaltürk'te Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar ile "Son Kale" adlı programları yayınlandı. 2011 yılında Çok Farkı Kanaltürk'te program yapan Muhtar, bu kanaldan ayrıldı. Muhtar son olarak, 2016 yılı Kasım ayında da Vatan Gazetesi'nden ayrıldı.
1983 yılında kendisi gibi gazeteci olan Selin Çağlayan'la olan evliliği beş yılın ardından sonlandı. Muhtar'ın, oyuncu Deniz Uğur’la olan ilişkisinden de 2009 yılında dünyaya gelen Mina ve Poyraz adında ikiz çocukları bulunuyor.
VASİYETİ BELLİ OLDU: CENAZEME GELMESİN!
Reha Muhtar'ın ölümünün ardından sosyal medya hesabından daha önce yaptığı paylaşımlar da gündem oldu.
Muhtar paylaşımında, "Sevenlerime vasiyetimdir, Deniz Uğur ölürsem cenazeme gelmesin" ifadelerini kullandığı görüldü.
Gazeteci Reha Muhtar, 28 Mayıs'ta Muğla Bodrum'da yaşadığı evde rahatsızlandı. Hastaneye kaldırılan Muhtar, 3 Haziran günü çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul'a getirilen Reha Muhtar için bugün ikindi namazına müteakip Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Gazeteci Uğur Dündar, Seren Serengil, Beşiktaş ikinci Başkanı Hakan Daltaban, eski RTÜK Başkanı Fatih Karaca, Reha Muhtar'ın oğlu Poyraz Muhtar, Reha Muhtar'ın evlat edindiği kızı Ayşe Nazlı Muhtar, aile yakınları, gazeteciler ile sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı. Reha Muhtar, kılınan cenaze namazının ardından Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.
'ÇOK KÖTÜ BİR TABLO OLDUĞUNU SÖYLEDİLER'
Gazeteci Uğur Dündar, "En son 6 ay önce falan. Arıyorum, cevap vermiyor. Bayramda mesaj attım, cevap vermiyor. Meğer herkese aynı şekilde davranıyormuş. Yani dünya ile bağlantısını koparmış. Ve en son Bursa'da Salı günü Gırgırıye Müzikali'ni sergilemeye giderken Bodrum'daki hastaneyi aradım. Oradaki yetkiliden bir yakın dostu olarak aramızda kalmak koşuluyla sağlık durumunu öğrendim. Çok kötü bir tablo olduğunu söylediler. Durumun kritikliğini koruduğunu anlattılar. Zaten hastaneye ilk kaldırıldığında şekeri 600'e çıkmıştı. Kontrolsüz bir şeker, bacaklarda ödem, işte yaralar, akciğerde enfeksiyon, karaciğer, çoklu organ yetmezliği ve dayanamadı Hakk'ın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin" dedi.‘HASTALIĞINDA DA BERABERDİK’
Reha Muhtarın arkadaşı Gazeteci Celal Kazdağlı, "Hepimizin başı sağ olsun. Bizim için, gazeteci olmanın ötesinde çok yakın bir arkadaşlığımız da vardı. Beraber üniversiteye başladık, 1978'de beraber bitirdik. Can Dündar, pek çok arkadaşımız beraberdik. Birlikte çok zaman geçirdik. Ateş Hattı'nı beraber, TRT'de ilk yayına çıkardık. Sonra İstanbul'a o geldi, ben gelmedim. Ama kopmadı ilişkimiz, daha sonra burada da görüştük. Son hastalığında da beraberdik. Çocukların doğumundan sonra yine beraber olduk. Bir dram yaşadı çocuklarıyla ilgili olarak. Keşke onlar yaşanmasaydı. Ama öyle bir yoldu ve karşılıklı olarak geçirilmiş oldu. Kötü bir dönemdi o son dönem olarak. Ama onun döneminde Türk, medyasına damgasını vuran, kendi stilini kabul ettiren ve toplumun o dönemki dalgasını çok iyi okuyan, yükselişte olan yükselen eğilimini gören ve onun üzerine yayın yapan birisiydi. Ve o dönemde başarılı oldu, damgasını vurdu" dedi.‘O ZORLU SÜREÇTE DAHA FAZLA DAYANAMAZDI’
Seren Serengil, "Türk televizyonlarının haber merkezlerinin ve haberciliğin çok önde gelen entelektüel, son derece kültürlü duayeniydi. Bu ayrı bir şey. Son zamanlarda tabii çok büyük rahatsızlıklar geçirdi. Biz tabii ki aileye yakın birisi olarak, çocuklara yakın birisi olarak bir kısmını paylaşabildik. Hastalığı süresince de hiçbir zaman doktora da gitmek istemezdi. Bütün sağlıklı olma yolundaki koşulları reddetti. Çocukları yanındayken reddetti ama. Bazı haberler çıkıyor, 'çocukları yok diye' değil. Hiçbir zaman istemedi doktora gitmeyi. Bu süreç çocuklar için de, onun için de zorlu bir süreçti. Bundan sonrası için Allah günahlarını affetsin, mekanı cennet olsun. Önemli bir insandı. Hepimiz çok üzgünüz. Hepimize zaman zaman kızardı ederdi ama biz onun son zamanlarda, sizler çok şahit olmadınız, bizler daha çok şahit olduk, o zorlu süreçte daha fazla dayanamazdı. Çocuklara da zaten bakabilecek bir durumu yoktu. Siz bilmiyordunuz ama biz şahittik birçok şeye. Maalesef kaybettik" diye konuştu.‘NUR İÇİNDE YATSIN’
Beşiktaş İkinci Başkanı Hakan Daltaban, "Değerli bir basın emekçisini, değerli bir üstadı kaybettik. Biz de Beşiktaş camiası olarak Beşiktaş'a gönül vermiş, bu kulüpte görev yapmış, hizmet etmiş büyüğümüze son yolculuğunu kulübümüz adına ve camiamız adına gerçekleştirmeye geldik. Üzücü bir gün. Nur içinde yatsın. Yakınlarına, meslektaşlarına başsağlığı diliyorum. Beşiktaş camiası adına da üzüntülerimizi ifade etmek istiyorum" diye konuştu.