— Ne yapacaksın? — dedi.
Sandalyeye oturdum, ilk kez karşısına değil, yanına.
— Gitmek istiyorum.
Gözlerini kapatmadı. Kaçmadı da.
Sadece başını salladı.
— Haklısın.
O an anladım.
Bu evdeki en büyük ihanet, yalan değilmiş.
Susmakmış.
—
Bir ay sonra İzmir’e taşındım.
Denize yakın küçük bir ev tuttum. Eski öğrencilerimden biri bana bir kurs açmamı önerdi: edebiyat atölyesi.
İlk dersimde tahtaya tek bir cümle yazdım:
“Bazı gerçekler insanı yıkmaz… sadece yeniden başlatır.”
Arka sırada bir kadın ağlıyordu.
Onu izledim.
Ve ilk kez içim acımadı.
Çünkü artık biliyordum:
Hayat, saklanan sırlarla değil…
söylenen gerçeklerle devam ediyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.