Sekiz yıllık acil servis hemşiresiydim. Bugüne kadar nöbetlerimde her şeyi gördüğümü sanırdım, ta ki o geceye kadar.

Hikayenin Devamı:

“O an daha fazla dayanamayıp aralarına girdim. Dudaklarımdan dökülen sadece birkaç kelimelik o tek cümle, odadaki fırtınayı bir anda dindirdi. Ölümcül bir sessizlik çöktü ve o saniyeden sonra her şeyin seyri tamamen değişti...”

Gözlerimi doğrudan o öfkeli adamın, bağırıp çağırmaktan boynundaki damarları belirginleşmiş yüzüne diktim. Sesimi ne çok yükselttim ne de alçalttım; sadece bir hastane odasının o soğuk, yankılı duvarlarını aşacak kadar net ve kararlı bir tonda konuştum:

"Sadece altı saat önce, o hurdaya dönmüş arabanın başında diz çöküp, 'Allah'ım ne olur onu benden alma, canımı al ama onu yaşat' diye kan revan içinde yalvaran adam nereye gitti?"

Odanın içindeki oksijen bir anda çekilmiş gibi oldu. Havada uçuşan o zehirli, suçlayıcı kelimeler bıçak gibi kesildi. Monitörün ritmik bip sesleri ve koridordan gelen boğuk anonslar dışında çıt çıkmıyordu. Adamın havaya kalkan eli yavaşça yanına düştü. Yüzündeki o kırmızı, öfkeli ifade saniyeler içinde çözüldü; yerini kâğıt gibi solgun, paramparça bir çaresizlik aldı.

Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Sanki o kaza anının dehşeti, duyduğu bu tek cümleyle zihnine bir şimşek gibi yeniden çakmıştı. Ambulans raporunu okumuştum. Kaza anında araba yoldan çıkıp takla attığında, adam ufak sıyrıklarla araçtan çıkmayı başarmış ama eşi sıkıştığı için dakikalarca bilinci kapalı halde içeride kalmıştı. Kurtarma ekipleri gelene kadar adamın yolda nasıl feryat ettiğini, karısının cansız sandığı bedeni başında nasıl saçını başını yolduğunu rapordaki notlardan çok iyi biliyordum. Ancak hastaneye gelip de karısının sadece ufak tefek kırıklarla kurtulduğunu, hayati tehlikesinin olmadığını öğrendiğinde; o büyük ölüm korkusu, yerini aniden maddi kayıpların ve mahvolan tatil planlarının getirdiği anlamsız bir öfkeye bırakmıştı. Bu, travma sonrası şoka giren insanlarda sıkça gördüğümüz, korkunun kılık değiştirmiş bencil bir haliydi.

"Arabanız pert oldu," diye devam ettim, sesimi biraz daha yumuşatarak ama ciddiyetimi asla bozmadan. "Tatiliniz mahvoldu, o çok pahalı bavullarınız da muhtemelen yolda parçalandı devamı icin sonraki syfaya gecinz...

Reklamlar